Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

 

Atatürk’ün, 22 Ocak 1923 tarihinde Bursa'da halkla yaptığı bir konuşmadan

 

Lozan’da en çok kapitülâsyonlar üzerinde ısrar ediyorlar. Düşmanlarımız, malî kapitülâsyonların kaldırıldığını ifade etmişlerdir. Bunu özel bir madde ile de ifade edeceklerdir. Ancak bunu telâffuz etmiş olmakla beraber bir takım malî meselelerden de bahsetmekten geri kalmıyorlar. Bu meselelerde bizi rencide edecek noktalar yok değildir. Fakat bunlar, büyük meselelerin hallini güçleştirecek kadar önemli değildirler. Yani hallolunabilir. Devletler, adli kapitülâsyonların sürmesini istiyorlar. Devletlerin bu kadar inat etmelerine hak vermeyiz.

Burada bir arkadaşımızın sorusuna aynı zamanda cevap vermiş olayım: Yabancılar diyorlar ki “Sizin bütün yasalarınız dinidir, biz bu yasaların hükümleriyle işlem görmeye razı değiliz!” Halbuki gerçekte dini olan şeyler; doğal ve gerçek olmak gerekir. Dini demek, bütün yasaların ihtiyaçlara ve zamana göre yapılmış olması demektir. Eğer bir yasa zamanın ihtiyaçlarına göre yapılmışsa elbette dinidir. Gerçek böyle iken, şu veya bu düşünceyle bazı sözleri yasa kitaplarına koymakla, düşmanların eline vesile vermiş oluyoruz. Meselâ ecnebiler fıkıhtan anlamazlar, anlamak istemezler ve derler ki, bunların bütün yasaları fıkıh hükümlerine dayanır. Yahut dini bir takım şeylerdir. Gerçekte, biz çağın gereklerine ve ulusun gerçek ihtiyaçlarına göre yasa yapmalıyız. Eldeki yasalarımızı yargıçlarımız süratle uygulayamıyorlarsa, hemen değiştirmeliyiz. Halka adaleti süratle dağıtmak ve uygulamak zorundayız. Yeni yönetimimizin anlamı bu olmak gerekir.

 

Uygar ve düzenli bir devletin makinesi, eski yasalarla işleyemez. Din adamları, çok iyi bilirler ki din, belirli bir hükümet şekli ifade etmemiştir. Din, hükümete esas olarak adaleti emretmiştir. Bu hükümler çok açıktır. Adaletle işleri yürütmeyen bir hükümet çok fenadır. Hükümetimizin, fena olmaması için, dince ve uygarlıkça çok mükemmel olabilmesi için adli yasalarımızı iyileştirmek zorundayız. Buna hiç bir engel yoktur. Bugün mevcut yasalarımızın kökü, daha çok Mecelledir. Yeni Türkiye, ne zamana, ne de ihtiyaca uymayan Mecellenin hükümlerine bağlı kalamaz. En uygar uluslar derecesinde hukuk kurallarımızı de iyileştireceğiz. Yüz sene, beş yüz sene, bin sene evvel yaşayan bir toplum için yapılan yasalarla, bugünkü toplumları yönetmeye kalkışmak, gaflettir, cehalettir. Biz bu noktada cahilliğimizi ve gafletimizi o kadar ileri götürüyoruz ki Allah’ın da, Peygamberin de emirlerine karşı hareket ettiğimizi bile unutuyoruz. (Alkışlar... )

 

Bu memlekette adlî kapitülâsyonların bulunması, bu gafletimizin, bu cehaletimizin cezasıdır. Bu kadar başarılarımıza rağmen yabancılar: “Adli kapitülâsyonları kaldıramayız Çünkü yasalarınız uygar ve insanî esaslara dayanmıyor. Memleketiniz içinde yabancı karma mahkemeler davalarınızı görsün. Haklarımızı sizin adaletinize, yargıçlarınıza teslim edemeyiz!” diyorlar. Tâbiidir ki delegelerimiz, özellikle adli konularda hiç bir müdahale kabul edemeyeceğimizi ısrarla ifade etmektedir. Efendiler! Bir hükümet, ancak adalete dayanabilir. Bağımsızlık, gelecek, özgürlük, her şey adaletle mümkündür. Bu kadar esaslı bir noktada müdahaleleri asla kabul etmeyeceğiz.

 

Efendiler! Adli kapitülâsyonlar, gayet kuvvetli ve ateşli bir zincir halinde boynumuzdadır. Bunu şüphesiz atacağız. Fakat tekrar boynumuza geçirmeyelim. Bunu boynumuza tekrar geçirmemenin çaresi de yasalarımızı iyileştirmektir.

 

Herkes bu gerçeği açıkça bilirse ve bunun böyle olmasını mutlaka isterse elbette seçeceği vekiller de başka şekilde hareket edemezler. Çünkü o zaman sizin irade ve arzunuza karşı hareket etmiş olurlar. Hükümetin amacını ve kuruluş niteliğini baltalamış olurlar. O zaman siz de susmazsınız! (Alkışlar )

 

Kaynak : www.yargitay.gov.tr
(Milliyet Gazetesi, Siirt Mebusu Mahmut (Soydan) 27 Teşrinîsani 1929 tarihinden başlayan yazı dizisi, Bölüm: 73-74)