Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

TÜRK DEVRİMLERİ

 

  • Kara taassup seni parçalamaya bile kalksa, başını vereceksin, fakat eğilmeyeceksin!
    (Falih Rıfkı Atay, Mustafa Kemal'in Mütareke Defteri)

     

  • Bundan sonra Türk ırkı, kadınlarını, erkeklerinin yapmaya mecbur olduğu askerlik vazifesi dahil, bütün hizmetlere ortak ederse, Etiler'de, İskitler'de, Amazonlar'da olduğu gibi kendi ırkından başkalarının hiçbir yardıma muhtaç olmaksızın büyük millî ülkülerine başlı başına ve müstakil olarak yürümek kabiliyetini kazanabilir.

    (...)

    Türkiye Cumhuriyeti'nin esas düşüncesi, kadınları değil, erkekleri dahi, savaş meydanına götürmemektir. Fakat Türk Ulusu'nun yüksek varlığına, herhangi taraftan olursa olsun, ilişildiği zaman, işte o vakit Türk Kadınları Türk Erkekleri'nin bulunduğu yerde hazır ve gözleyici ve faal olacaklardır. Bu, insanlığın yüksek huzuru, sükûnu ve dünya insanlığı için lâzım bir ödev olduğundandır ki, Türk Kadını bunu yapacaktır ve yapagelmektedir ve yapar.

    (...)

    Bu karar Türk Kadını'na sosyal ve siyasî hayatta bütün milletlerin üstünde yer vermiştir. Çarşaf içinde, peçe altında ve kafes arkasındaki Türk Kadını'nı artık tarihlerde aramak lâzım gelecektir. Türk Kadını evdeki medenî mevkiini selâhiyetiyle işgal etmiş, iş hayatının her safhasında muvaffakiyetler göstermiştir. Siyasî hayatta belediye seçimlerinde tecrübesini yapan Türk Kadını, bu sefer de mebus seçme ve seçilme suretiyle haklarının en büyüğünü elde etmiş bulunuyor. Medenî memleketlerin bir çoğunda, kadından esrigenen bu hak, bugün Türk Kadını'nın elindedir ve onu selâhiyet ve liyakatla kullanacaktır.

    (Perihan Naci Eldeniz, TTK Belleten, Cilt:XX, Sayı:80, S.741-742 1956)

     

  • Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz. ( 1920 )

     

  • Adli siyasetimizin temel esası, zamanın değişmesi ile hükümlerin de değişmesi gerekeceğinin inkâr edilemez olduğu kuralıdır. ( 1922 )
    (E.Ziya Karal, Atatürk'ten Düşünceler)

     

  • Türkiye'yi, derece derece mi ilerletmeli, âni olarak mı? İki sistem var, biri malûm, büyük Fransız İhtilâli'ndeki tarz: Rejimler değişecek, ihtilâllere karşı mukabil ihtilâller yapılacak. Sağ solu tepeler, sol sağı süpürürken bir de bakılacak ki bir buçuk asırlık zaman geçmiş... Bu milletin damarlarında o kadar bol kan ve önünde o kadar geniş zaman var mı? ( 1922 )
    (İsmail Habib Sevük, Atatürk İçin)

     

  • İnkılâbın kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki cereyanı boğmadıkça başladığımız inkılâp ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki devirlerde de böyle olacaktır. ( 1923 )
    (İsmail Arar, Atatürk'ün İzmit Basın Toplantısı)

     

  • Memleket mutlaka modern, medenî ve yeni olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır. ( 1923 )

     

  • Şuna inanmak lâzımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz herşey kadının eseridir. ( 1923 )

     

  • Memleketler muhteliftir, fakat uygarlık birdir ve bir milletin ilerlemesi için de bu yegâne uygarlığa iştirak etmesi lâzımdır. ( 1923 )

     

  • Daha endişesiz ve korkusuzca, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Büyük Türk Kadını'nı çalışmamızda ortak yapmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk Kadını'nı ilmî, ahlâkî, sosyal, ekonomik hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve koruyucusu yapmak yoludur. (1923)
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952S)

     

  • Bir millete gideceği yolu gösterirken dünyanın her çeşit ilminden, buluşlarından, yükselmelerinden faydalanmalıdır. Fakat unutmayalım ki, asıl temeli kendi içimizden çıkarmak mecburiyetindeyiz. (1923 )

     

  • Toplumdaki başarısızlığın sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır. ( 1923)

     

  • Türk Milleti'nin istidadı ve katî kararı medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir. ( 1924 )

     

  • Bütün dünya bilsin ki, benim için bir taraflılık vardır: Cumhuriyet taraftarlığı, fikrî ve sosyal inkılâp taraftarlığı. Bu noktada, yeni Türkiye topluluğunda bir ferdi, hariç düşünmek istemiyorum. (1924)
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952S)

     

  • Türk İnkılâbı nedir? Bu inkılâp, kelimenin ilk anda işaret ettiği ihtilâl manasından başka, ondan daha geniş bir değişikliği ifade etmektedir. Bugünkü Devletimizin şekli, asırlardan beri gelen eski şekilleri ortadan kaldıran en gelişmiş tarz olmuştur.

    Milletin, varlığını devam ettirmesi için fertleri arasında düşündüğü müşterek bağ, asırlardan beri gelen şekil ve mahiyetini değiştirmiş, yani millet, dini ve mezhebi bağlantı yerine Türkiye Milleti bağıyla fertlerini toplamıştır.

    Millet, beynelmilel umumî mücadele sahasında hayat sebebi ve kuvvet sebebi olacak ilim ve vasıtanın ancak çağdaş medeniyette bulunabileceğini bir değişmez gerçek olarak prensip saymıştır.

    Netice olarak, millet saydığım değişiklik ve inkılâpların tabiî ve zarurî icabı olarak umumî idaresinin ve bütün kanunlarının ancak dünyevî ihtiyaçlardan mülhem ve ihtiyacın değişme ve gelişmesi esas olan dünyevî bir zihniyeti hayatı boyunca devam edecek bir idare saymıştır.

    Büyük milletimizin hayatının seyrinde vücuda getirdiği bu değişiklikler herhangi bir ihtilâlden çok fazla, çok yüksek olan en muazzam inkılâplardandır.

    Çok milletlerin kurtuluş ve yükselme mücadelesinde köpürdükleri görülmüştür. Fakat, bu köpürme Türk milletinin şuurlu köpürmesine benzemez. ( 1925 )

    (Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve M.Eğitim Bakanlarının Milli Eğitimle İlgili Söylev ve Demeçleri)

     

  • Kudretsiz beyinler, zayıf gözler gerçeği kolaylıkla göremezler. O gibiler, büyük Türk Milleti'nin yüksek seviyesine nazaran geri adamlardır. Fakat zaman bütün gerçekleri, en geri olanlara dahi anlatacaktır. ( 1925 )
    (Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve M.Eğitim Bakanlarının Milli Eğitimle İlgili Söylev ve Demeçleri)

     

  • Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan hakikî fikirli demektir. Milletin hakîm emelleri, görüş noktası budur. Hepimiz ona uymaya mecburuz. ( 1925 )
    (Mustafa Selim İmece, Atatürk'ün Şapka Devriminde Kastamonu ve İnebolu Seyahatleri (1925) )

     

  • Biz, büyük bir inkılâp yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük. Bir çok eski müesseseleri yıktık. Bunların binlerce taraftarı vardır. Fırsat beklediklerini unutmamak lâzım. En ileri demokrasilerde bile rejimi korumak için, sert tedbirlere müracaat edilmiştir. Bize gelince, inkılâbı koruyacak tedbirlere daha çok muhtacız. ( 1925 )
    (Avni Doğan, Kurtuluş, Kuruluş ve Sonrası)

     

  • Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bez veya bir peştemal veya buna benzer bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın mâna ve anlamı nedir? Efendiler, medeni bir millet anası, millet kızı bu garip şekle, bu vahşi vaziyete girer mi? Bu hal milleti çok gülünç gösteren bir manzaradır. Derhal düzeltilmesi lâzımdır. ( 1925 )
    (Atatürk'ün Başlıca Nutukları, Der:Herbert Melzig)

     

  • Türk Kadını dünyanın en münevver, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır. Ağır sıklette değil; ahlâkta, fazilette ağır, ağırbaşlı bir kadın olmalıdır. Türk Kadını'nın vazifesi, Türk'ü zihniyetiyle, bazusiyle, azmiyle koruma ve müdafaaya gücü yeter nesiller yetiştirmektir. Milletin kaynağı, sosyal hayatın esası olan kadın, ancak faziletli olursa vazifesini yapabilir. Herhalde kadın çok yüksek olmalıdır. ( 1925 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:II, 1952)

     

  • Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların amacı, Türkiye Cumhuriyeti Halkı'nın tamamen çağımıza uygun ve bütün mâna ve biçimiyle uygar bir toplum haline değiştirmektir. ( 1925 )

     

  • Biz dünya ailesi içinde uygarız. Her görüş noktasından uygarlığın, gereklerini tatbik edeceğiz. (1925)

     

  • Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendisine mahsus siyasî bir fikre malik olmak, seçtiği dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetlerine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hâkim olunamaz. ( 1925 )

     

  • Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan taassupkâr hareketlerden sakınıyoruz. ( 1925 )

     

  • Bugünün ihtiyaçlarına uygun kanun yapmak ve onu iyi uygulamak, refah ve ilerleme vasıtalarının en mühimlerindendir. ( 1925 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I, 1945)

     

  • Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkı, medenidir. Tarihte medenidir, hakikatte medenidir. Fakat ben, sizin öz kardeşiniz, arkadaşınız, babanız gibi söylüyorum, medeniyim diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı, fikriyle, zihniyetiyle medeni olduğunu isbat ve gösterme mecburiyetindedir. Medeniyim diyen Türkiye Cumhuriyeti halkı, aile hayatı ile, yaşayış tarzı ile medeni olduğunu göstermek mecburiyetindedir. Nihayet medeniyim diyen Türkiye'nin hakikaten medeni olan halkı, baştan aşağıya dış görünüşüyle dahi medeni ve olgun insanlar olduğunu fiilen göstermeye mecburdur. Bu son sözlerimi açık ifade etmeliyim ki, bütün memleket ve dünya ne demek istediğimi kolaylıkla anlasın. Bu izahatımı yüksek topluluğunuza, umumi topluluğunuza bir sualle yöneltmek istiyorum. Soruyorum:

    Bizim kıyafetimiz milli midir? Bizim kıyafetimiz medeni ve beynelmilel midir? Size iştirak ediyorum. Tabirimi mauzr görünüz, altı kaval üstü şişane diye ifade olunabilecek bir kıyafet, ne millidir ve ne de beynelmileldir. O halde kıyafetsiz bir millet olur mu, arkadaşlar? Böyle nitelendirilmeye razı mısınız, arkadaşlar? Çok kıymetli bir cevheri çamurla sıvayarak dünyaya göstermekte mâna var mıdır? Bu çamurun içinde cevher gizlidir, anlamıyorsunuz, demek doğru mudur? Cevheri gösterebilmek için çamuru atmak elzemdir, tabiidir. Cevherin muhafazası için bir kap yapmak lazımsa onu altından veya platinden yapmak gerekmez mi? Bu kadar açık gerçek karşısında tereddüt doğru mudur? Bizi tereddüte sevkedenler varsa onların ahmaklık ve kalınkafalılığına karar vermekte hâlâ mı tereddüt edeceğiz?

    Arkadaşlar, Turan kıyafetini araştırıp diriltmenin yeri yoktur. Medeni ve beynelmilel kıyafet, bizim için çok cevherli milletimiz için lâyık bir kıyafettir. Onu giyeceğiz. Ayakta iskarpin veya fotin, bacakta pantalon, yelek, gömlek, kravat, yakalık, caket ve elbette bunların tamamlayıcısı olmak üzere başta kenarlıklı serpuş. Bunu açık söylemek isterim: Bu serpuşun ismine şapka denir. Redingot gibi, bonjur gibi, smokin gibi, frag gibi, işte şapkamız!

    Buna uygun değil, diyenler vardır. Onlara diyeyim ki, çok gafilsiniz ve çok cahilsiniz ve onlara sormak isterim:

    Yunan serpuşu olan fesi giymek uygun olur da şapkayı giymek neden olmaz? Ve yine onlara, bütün millete hatırlatmak isterim ki, Bizans papazlarının ve Yahudi hahamlarının özel elbisesi olan cübbeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler? ( 1925 )

    (Mustafa Selim İmece, Atatürk'ün Şapka Devriminde Kastamonu ve İnebolu Seyahatleri)

     

  • Giriştiğimiz büyük işlerde, milletimizin yüksek kabiliyet ve yüksek sağduyusu başlıca rehberimiz ve başarı kaynağımız olmuştur. ( 1926 )

     

  • Yaptığımız muazzam inkılâplarla medenî bir millet olduğumuzu cihana ispat ettik. ( 1928 )

     

  • İnkılâbın hedefini kavramış olanlar, daima onun muhafazaya muktedir olacaklardır. ( 1930 )
    (Hasan Rıza Soyak, Yakınlarından Hatıralar)

     

  • (...)

    Büyük ordunun kahraman genç subayı ve Cumhuriyetin ülkücü öğretmen heyetinin kıymetli uzvu Kubilây'ın temiz kanı ile Cumhuriyet yaşama gücünü tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır. (1930)

    (Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri)

     

  • Milletlerin tarihinde bazı devirler vardır ki, muayyen maksatlara erebilmek için maddi ve menevi ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı istikamette yöneltmek lâzımgelir. Yakın senelerde milletimiz böyle bir toplanma ve birleşme hareketinin mühim neticelerini kavramıştır.

    Memleketin ve inkılâbın içeriden ve dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korunması için, bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması lâzımdır.

    Aynı cinsten olan kuvvetler müşterek gaye yolunda birleşmelidir. ( 1931 )

    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:III)

     

  • İnkılâp güneş kadar parlak, güneş kadar sıcak ve güneş kadar bizden uzaktır. İstikametimi daima o güneşe bakarak tâyin eder ve öylece ilerlerim, ilerlerim, parlaklığı ve sıcaklığı ilerlememe müsaade edinceye kadar ilerlerim. Tekrar ilerlemeye devam etmek üzere dururum, tekrar o güneşe bakarak istikamet alırım. ( 1932 )
    (Ahmet Cevat Emre, Muhit Mecmuası, Sene:4, No:48, 1932)

     

  • Şunu ilâve edeyim ki Türk ırkının dünyanın en güzel ırkı olduğunu tarihî olarak bildiğim için, Türk kızlardan birinin dünya güzeli seçilmiş olmasını, çok tabiî buldum. Fakat, Türk gençlerine bu münasebetle şunu da hatırlatmayı lüzumlu görürüm: Övünç duyduğumuz tabiî güzelliğinizi fennî tarzda muhafaza etmesini biliniz ve bu yolda uyanık bir gelişmenin arasız gerçekleşmesini ihmâl etmeyiniz. Bununla beraber, asıl uğraşmaya mecbur olduğunuz şey, analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi, yüksek kütürde ve yüksek fazilette Dünya Birinciliğini tutmaktır. ( 1932 )
    (Cumhuriyet Gazetesi, 3 Ağustos 1932)

     

  • İnkılâp, mevcut müesseseleri zorla değiştirmek demektir. Türk Milleti'ni son asırlarda geri bırakmış müesseseleri yıkarak yerlerine, milletin en yüksek medenî icaplara göre ilerlemesini temin edecek yeni müesseseleri koymuş olmaktır. ( 1933 )
    (Ayşe Afetinan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler)

     

  • Uçurumun kenarında yıkık bir ülke... Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... Yıllarca süren savaş... Ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız devrimler... İşte Türk genel devriminin bir kısa ifadesi... ( 1935 )
    (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt:I)

     

  • Bizce: Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın, bütün Türk Tarihi'nde olduğu gibi bugün de en muhterem mevkide, herşeyin üstünde yüksek ve şerefli bir mevcudiyettir.
    (Perihan Naci Eldeniz, TTK Belleten, Cilt:XX, Sayı:80, 1956)

 

< ÖZDEYİŞLER >

 

Özdeyişlerin Yazılmasında Yararlanılan Temel Kaynaklar :

Söylev (Nutuk), TDK Yayınları, 1978.

Söylev I-II-III, Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Cumhuriyet Kitapları, 2004.

Medeni Bilgiler (Yurttaşllık Bilgileri), Cumhuriyet Kitapları.

Atatürkçülük,Atatürk'ün Görüş ve Direktifleri,MEGSB,1988,Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanmıştır.

Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri, Dr. Utkan Kocatürk, 1. Baskı, 1969.