Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

AHMET TANER KIŞLALI

 

"ATATÜRK'E EVET, AMA YAPTIKLARINA HAYIR!"

Özal'ın cenaze törenini "Kemalizmin cenaze töreni" ilan edenler.. Atatürk'ün yaptıklarını yıkmadan Türkiye'ye "sivil toplum" ve "demokrasi" gelemeyeceğini savunanlar... Altı ok çöp sepetine gitmeden "sosyal demokrat" olunamayacağını her fırsatta haykıranlar..

Atatürk'ü "tepeden inmeci-militarist" bir devletin kurucusu olarak tanıtmak için yırtınanlar..

Shp'li Kültür Bakanı'nın "baş" danışmanları.. Şeriat yanlıları.. Solcu eskisi hızlı Özalcılar.. Yanlışlıkla ya da "beşinci kol" gibi altı oklu partilere sızıp köşe kapmış numaracı cumhuriyetçiler..

Birden "tavır" değiştirenler!

Çünkü suskun çoğunluktaki "Atatürk sevgisi"nin - bir tepki birikimi ile - patlaması, onları da şaşırttı. Korkuttu.

Artık "Atatürk iyi, ama yaptıkları kötü"...

Tıpkı "Marksizm kötü, ama Marx iyiydi" der gibi birşey.

Atatürk'e "evet", ama Atatürkçülüğe ya da Kemalizme "hayır"!

* * *

Bu bir "kurnazlık" değil, "yüzsüzlük"tür.

Kendini fazla "akıllı", başkalarını aşırı "aptal" sanma enayiliğidir.

Mustafa Kemal'in Anadolu'yu kurtarması doğru da sonraki devrimi mi yanlış!

Eğer devrimi doğru ise, bugünkü yanlışlıkların nedeni olarak Kemalizmi göstermek, hangi fikir hokkabazlığına sığar?

Geriye kalıyor tek bir olasılık: O devrime yön veren ilkelerin, dünyanın ve Türkiye'nin değişen koşulları içinde "geçerlilik"lerini yitirmiş olmaları!..

"Ulus"u bir "ortak geçmiş, ortak dil, ortak kültür" olarak tanımlayan ve "ırk"ı da "din"i de bu tanıma sokmayan bir milliyetçilik anlayışı mıdır geçerliliğini yitiren?

"Cumhuriyet"i "katılımcı demokrasi"ye giden bir yol sayan ilke mi koşulların gerisinde kalmıştır?

"Eğitimin birliği" ilkesini getirmiş olan bir laiklik anlayışına mı karşılar?

Halk - seçkin ikilemini kaldırmaya, "emeğin üstünlüğü"ne dayalı bir halkçılık kavramı mı onları rahatsız ediyor?

Türk Dil Kurumu'ndan Anadolu Ajansı'na ve bugünkü TRT'nin anası olan kuruma kadar, devlet bürokrasisinin olabildiğince uzağında örgütlenmeler için - hem de 1920'lerin koşullarında - çaba gösteren, özel kesime engel değil destek olarak toplumun ortak çıkarlarının gözeticisi olarak düşünülmüş ve uygulanmış bir devletçilik midir düşmanlık nedeni?

Yoksa neden, değişen koşullara göre kurumların da yenilenmesini öngören bir devrimcilik midir?

* * *

Bakın, Mustafa Kemal'in "esas evrensel kişiliği" nasıl oluşmuş: "Ümmete dayalı bir imparatorluktan, bağımsız ve akılcı düşünceye açık bir milli devlet yaratarak.."

Bunu ben değil, Mezarcı'lara karşı doğan tepkilerden sonra "kendileri" söylüyorlar.

Peki Kemalizmi aradan çekerseniz Mustafa Kemal'in o yaptıklarını nasıl açıklarsınız? Kemalizm, o yaptıklarının dışında bir şey midir? Olabilir mi?

Bu "numaracı cumhuriyetçiler" eskiden daha tutarlıydılar.

"Atatürk yanlış tohumlar attı; şimdi o yanlışlıkların kötü ürünlerini topluyoruz" demeye getiriyorlardı. Ama yükselen Atatürk sevgisi dengeleri bozdu.

Tohuma "iyi" hasata "kötü" derken günahı kime atacaklarını şaşırdılar. "Kemalizm doğruydu, ama ülkenin son kırk yılına damgasını vuranların Kemalizme ihaneti toplumu bugüne getirdi" diyemiyorlar.

Diyemeyince de söyledikleri herşey, kendilerini biraz daha acıklı bir konuma sokuyor.

Atalarımız ne güzel söylemişler; "Zırva tevil götürmez!" diye..

 

Kaynak : A.Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 20 Mart 1994 ( Kemalizm Laiklik ve Demokrasi )