Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

AHMET TANER KIŞLALI

 

YANLIŞLIKLAR TRAJEDİSİ!..

Başlıktaki sözün aslı "Yanlışlıklar Komedisi"dir. Ama toplum acıklı bir dönemden geçerken, birbiri peşi sıra yapılan yanlışlıklara gülmek çok zor.

Hele o yanlışlıklar, durumu daha da zorlaştırıyorsa...

Hele o yanlışlıkları yapanların bir kısmı, toplumun kendilerinden ışık beklediği insanlarsa...

* * *

Ekranda bir adam...

Daha iki gün önce, milyonlarca kişinin dehşetle açılmış gözleri önünde Atatürk'e ve annesine küfretmiş. Belki yeterince anlaşılamamıştır düşüncesiyle, "Altını çiziyorum" diyerek bir kez daha küfretmiş.

Ve karşısındaki çağdaş kafalı,birikimli Türkiye'nin önde gelenlerinden dört gazeteci - yazar.

"Adam"a sayın diye hitap etme yarışı içindeler.

Sanki "Adam" büyük, onlar küçük. Sanki programın amacı, "Adam"a saatler boyu propaganda yapma fırsatı vermek.

Birisi, "Düşüncelerinize katılmıyorum, ama saygı duyuyorum" diyor. Ötekisi ekliyor: "Fransa'da De Gaulle'e eleştiriler yapılsa insanlar güler geçer. Bizde ise milyonlarca kişi ayağa kalkıyor..."

Neredeyse halk adına "Adam"dan özür dileyecekler.

Çıksın bakalım bir Fransız milletvekili de, o "Adam"ın Atatürk ve annesi için söylediklerini De Gaulle için söylesin... Fransız parlamentosu ayağa kalkmaz mı? Fransız basını çok ağır bir tepki göstermez mi? Kitle örgütleri harekete geçmez mi?

* * *

Demokrasinin bir hoşgörü ve uzlaşma rejimi olduğu doğrudur. Hoşgörü ve uzlaşmanın olabilmesi ise "kendinden farklı" olana, farklı düşünene saygı gerektirir.

Ama sizin farklılığınıza saygı göstermeyene, demokrasiyi yıkmaya çalışana saygı göstermek demokrasiyi güçlendirmez. Demokrasiyi yozlaştırır. Demokrasi karşıtı davranışları özendirir!..

Çoğunlukta olanlar, azınlıkta olanlara saygı gösterecekler. Ama azınlıkta olanlar, çoğunluk değerlerine saygısızlık ettiklerinde hoş göreceksiniz...

Nerede var böyle demokrasi anlayışı? Demokrasi nerede böyle kurulmuş?

* * *

Adam savaşa karşı olabilir. Hatta "Asker kaçaklarını kutluyorum" da diyebilir.

Eğer o sözlerin hemen ardına şu tümceyi de ekliyorsa, düşüncesine - katılmazsanız da - saygı duymanız gerekir: "Ben PKK'dan kaçıp silahını bırakanları da kutluyorum!.."

Adam, teröristlerin tren istasyonunu bombalamasını da "doğal" sayabilir. Ve siz - demokrasiye inanıyorsanız - bu düşünceye saygı göstermek zorundasınız; eğer terörle savaşanların yaptıklarını da "doğal" sayıyor ve kınamıyorsa!..

Demokratik bir devlette de, milletvekillerinin yasama dokunulmazlığı kaldırılabilir. Eğer o dokunulmazlığın arkasına saklanarak, devlete karşı şiddet kullananlara "somut" destek veriliyorsa; eğer demokrasinin tanıdığı olanaklar demokrasinin yok olması için kullanılıyorsa...

Eğer, düşüncenin özgürce açıklanabilmesi, yaşama etkinliklerinin her türlü baskıdan uzak yürütülebilmesi için sağlanmış olan "dokunulmazlık"; ulusun en saygı duyduğu isim ve değerlere rahatlıkla küfredebilmesi, saldırabilmesi için bir araç haline gelmişse...

Somut kanıtlar ortaya konur.

Her milletvekilinin durumu ayrı ayrı incelenir.

Meclis içinde varlıkları demokrasiye yük olmaya başlayan kişilerin dokunulmazlıkları kaldırılır. Kaldırılır ki, bağımsız yargı "asıl" kararı verebilsin!

* * *

Düşünceyi saygı ölçüleri içinde anlatmak, "hoşgörü ve uzlaşma"yı kolaylaştırdığı için doğrudur. Demokrasiye katkıdır.

Azınlık düşünce ve değerlerine saygı göstermek doğrudur. Toplumsal barışa ve demokrasiye hizmettir.

Ama küfredene saygı göstermek yanlıştır! Azınlık değerleri adına çoğunluk değerlerine saygı göstermeyenlere hoşgörü göstermek yanlıştır!..

Demokrasiyi güçlendirmek için verilmiş olan "yasama dokunulmazlığı"nın, demokrasiyi yıkmak ya da yozlaştırmak için kullanılmasına izin vermemek doğrudur.

Ama, önce "en suçlu"dan başlayıp diğerlerini uyarmak ve adım adım gitmek yerine.. toptancı, aceleci bir tutumla, olayda siyasal tercihlerin ağır bastığı izlenimini yaratmak yanlıştır!..

TV ekranından Meclis kürsüsüne... asıl en büyük yanlışlık ise tutumunun sonucunu kestirememektir.

Haklı iken haksız duruma düşmemektir!..

 

Kaynak : A.Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 6 Mart 1994 ( Kemalizm Laiklik ve Demokrasi )