Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

AHMET TANER KIŞLALI

 

DÜŞ ve GERÇEK

1 Kasım 1929, Atatürk Meclis'i açış konuşmasını yapıyor:

"Çiftçiye toprak dağıtılması da hükümetin aralıksız izlenmesi gereken bir uygulamadır. Çalışan Türk köylüsüne işleyebileceği kadar toprak sağlamak, ülkenin üretimini arttıracak başlıca önlemlerdendir."

1 Kasım 1936, Atatürk Meclis'i açış konuşması yapıyor:

"Toprak yasasının bir sonuca eriştirilmesini TBMM'nin üstün çabalarından beklerim. Her Türk çiftçi ailesinin geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması kesinkes lazımdır."

1 Kasım 1937, Atatürk Meclis'i açış konuşması yapıyor:

"Her şeyden önce ülkede topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemlisi de bir çiftçi ailesini geçindirebilecek toprağın - hiçbir nedenle ve biçimde - bölünemez hale getirilesidir. Büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işleyebilecekleri toprak genişliği, söz konusu toprağın bulunduğu bölgenin nüfus yoğunluğuna ve toprağın verimine göe sınırlandırılmalıdır."

Atatürk yaşasaydı, herhalde daha sonraki Meclis'i açış konuşmalarında da benzer şeyler söylemeyi sürdürecekti... Üzülerek, ama vazgeçmemesi gerektiğine de inanarak...

* * *

Atatürk, insanların düşlerini bile kuramadıkları şeyleri gerçekleştirdi. Ama iki düşünü gerçekleştiremeden bu dünyadan göçtü.

Çok partili yaşam ve toprak reformu.

Onun hazırladığı ortam ve attığı temeller sayesinde, birinci düşü İsmet Paşa zamanında gerçekleşti. Toprak reformu ise hâlâ bir "düş".

70 yıllık bir düş!

Lafını sadece Ecevit'in ettiği... Özal artığı birkaç kalemin "hayal" diye eleştirdiği... solcu geçinenlerin üzerinde bile durmadığı... Ecevit'in "köykent"leri ile birleşmiş bir düş.

Niçin?

Sorunun yanıtını geçenlerde Orhan Birgit köşesinde verdi:

"Özellikle politikacılarımızın önemli bir bölümü, kurulu düzende feodal ağanın egemenliğindeki seçmen bloklarını yitirmekten korkuyor..."

Doğu ve Güneydoğu'da, binlerce dönüm toprağı, yüzlerce köyü olan ağalar... Aç, sefil milyonlar... PKK karşısında o ağalarla işbirliği yapan, koruculuk sistemi ile onların feodal gücüne güç katmak zorunda kalmış bir devlet...

Ve bu sayede kendine toplumsal taban bulan bir PKK...

* * *

Atatürk çok partili yaşamı niçin gerçekleştiremedi?

Çünkü demokrasinin hiçbir koşulunun bulunmadığı bir Türkiye... Ve demokarasinin tüm koşullarına sahip bulunduğu halde faşizmin, komünizmin kucağında bir dünya vardı.

Atatürk toprak reformunu niçin gerçekleştiremedi?

Çünkü ulusal kurtuluş savaşını yaparken, bir sacayağına dayanmak zorunda kalmıştı: Asker - sivil bürokrasi, küçük tüccar ve büyük toprak sahipleri.

İşçi sınıfı yoktu... Köylü dağınık, bilinçsiz ve savaş yorgunuydu.

Önderin gücü, dayandığı ya da dayanmak zorunda kaldığı toplumsal güçlerin olanakları ile sınırlıdır. Atatürk o olanakları zorladı, zaman zaman da aştı... Ama hareketin tabanında önemli konumu olan bir gücü zayıflatacak, zamanla belki de yok edecek bir reformu gerçekleştiremedi.

O yapıyı yıkacak ve Türkiye'yi en kısa yoldan çağa taşıyacak olan Köy Enstitüleri hangi güçler tarafından yıkıldı?

Toprak reformuyla ilgili Meclis komisyonu önünde, Emin Sazak'ın şu sözleri tarihe geçmiştir:

- İstediğiniz kadar toprağı ben vereyim. Ama o toprakları devlet benden yasa zoru ile alırsa, Emin Sazak Eskişehir'de ölür!..

Doğu ve Güneydoğu'da hâlâ çok sayıda Emin Sazak var.

Ve onlarla iç içe çok sayıda parti...

* * *

Batı toprak reformunu yüzyıllar önce yaptı. Yapmasa bugünlere gelemezdi.

Türkiye'de "toprak reformu" da gerekli... köy enstitüleri de... "Köykent"ler de...

Düş mü?

Olabilir... Geçen yüzyılın ortalarında ne demişti Louis Blanc:

"İnsanları güçlü bir biçimde yöneten tüm düşünceler, akla uygun bulunmadan önce çılgınlıkla nitelenmemişler miydi?

Yeni bir dünyayı kim keşfeder?

Kim olacak!

Her yerde alay ettiğimiz bir deli.

Kanının taşıdığı haç üzerinde,

Bize bir Tanrı bırakarak ölen deli."

Evet, Hazreti İsa'ya bir zamanlar deli diye bakmışlardı...Tıpkı bir zamanlar Mustafa Kemal'e baktıkları gibi!

"Bağımsızlık... laiklik... kadın - erkek eşitliği... demokrasi" dediği için.

 

Kaynak : A.Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 3 Eylül 1997 ( Ben Demokrat Değilim )