Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

AHMET TANER KIŞLALI

 

AKILSIZ DOSTLAR MI, YOKSA AKILLI DÜŞMANLAR MI?

Bekledim belki yalanlanır diye... Meğer doğruymuş!

Milli Eğitim Bakanlığı bir karar almış. Her yere "Atatürkçülüğü" sokacaklarmış. Türk dili ve edebiyatı dersinden coğrafyaya, din dersinden fıkıha ( yani İslam hukukuna ), oradan teknik okullardaki meslek derslerine kadar.

Gençliği Atatürk'ten soğutmak için 12 Eylül döneminde yapılanlar sanki yetmemiş... Devrim sözcüğünden bile korkan "İnkılâp" dersleri de anlaşılan amacına ulaşamamış...

Atatürk'ün adının en çok edildiği dönem 12 Eylül'dü.

Atatürk'ün "heykelleri pazara, fikirleri mezara" o dönemde düştü.

O görünüm karşısındadır ki, rahmetli Nadir Nadi, "Ben Atatürkçü değilim!" dedi. O görünümdür ki, gençleri Atatürk'ten uzaklaştırdı.

* * *

Eğer gerçekte de...

Atatürk'ün Türkiye'nin bugününe ve yarınına ışık tutacağına inanıyorsanız... Gençlere Atatürk'ü anlatmadan önce, yanıtlamanız gereken üç soru var.

Ne anlatmalı?.. Nasıl anlatmalı?.. Kim anlatmalı?..

Bir...

Anlatacağınız şey Atatürk'ten çok Kemalizm olmalı. Atatürk ile Kemalizmin birbirinden soyutlanamayacağı olmalı. "Kurtuluş" Savaşı ile "Kuruluş" Savaşı'nın birbirinden ayrılamayacağı olmalı.

Ve de Kemalizm'in, 1920 koşullarında yapılanların bekçiliği olmadığı anlatılmalı. Geçmişin öğrenilmesinin, bugünü anlamak ve geleceği kurmak için gerektiği anlatılmalı.

İki...

Anlatılacaklar kısa, özlü ve açık olmalı... İlkokul bilgileri "nakarat" gibi yenilenmemeli... Duygulara değil, akla seslenmeli.

Atatürk hangi düşüncelerle, hangi amaca ulaşmak için yola çıktı? Yola çıkarken Türkiye'nin ve dünyanın koşulları nelerdi? O amaca yönelik olarak neler yaptı? Ve nereye vardı?

Acaba niçin?.. 20. yüzyılın tüm büyük devrimcilerinden kimisinin heykelleri yerlerde sürüklendi... kimisinin isimleri yollardan, meydanlardan, kentlerden silindi de... Atatürk hâlâ, halkının büyük çoğunluğunun sevgi ve saygısına sahip?

Ve üç... Belki de en önemlisi...

Atatürk'ü ve Kemalizmi, okullarda düşmanları anlatmamalı!

Neyi, nasıl anlatması gerektiğini bilenler anlatmalı...

* * *

Atatürk, ulusal ile evrenselliğin, ulusalcılık ile insancıllığın buluştuğu bir devrimci. Amacı Türkiye'nin "kendi kimliği ile" çağdaş dünyada yerini alması.

Hem köklerinde kopmamış... hem evrenselle bütünleşmiş.

Her geri kalmış ülke devrimi, bir çağdaşlaşma modelidir. Ve Atatürk'ün çağdaşlaşma modelini üstün ve kalıcı kılan iki önemli özelliği vardır.

Birincisi, Atatürk'ün çağdaşlaşma süreci ile demokrasiyi birbirinden ayır düşünmemesi. İkincisi ise, ulusal birliği farklılıkların değil, benzerliklerin kurumsallaştırılmasında, kalıcı kılınmasında araması.

Lenin'in çağdaşlaşma modeli, demokrasiyi önemsemediği, ertelediği için çıkmaza girdi. Tito'nun Yugoslavya'sı, etnik farklılıklar üzerine kurulduğu için çöktü.

Atatürk'ü çağdaşlaşma modeli ise...

Demokrasi temeli üzerine kurulduğu için, yurttaşlık bağlarına dayalı bir ulus yaratmayı hedeflediği için... Hâlâ güncel ve ayakta.

Hem de son yarım yüzyıllık tüm sapmalara, yanılgılara, aymazlıklara ve hatta hıyanetlere karşın!

* * *

Her Allah'ın günü ve her vesile ile okutturularak gençler Atatürk'ten bıktırılmamalı!

Sadeleştirilmiş "Söylev" okutulmalı... Ağaçlara bakmaktan ormanı görmeyi engellemeyen bir "Devrim Tarihi" okutulmalı. Atatürk ya da Kemalizm düşmanlarının bu dersleri vermesi engellenmeli... Konuyla ilgili sınavlar da mutlaka "merkezi sistem" ile yapılmalı.

Atatürk'ü putlaştırmanın zararlı, ancak doğru anlatmanın yararlı olduğu... ve de bir şeyi hiç yapmamanın, yanlış ya da kötü yapmaya tercih edilmesi gerektiği de unutulmamalı!

Merak ediyorum: Her derse Atatürk'ü sokmak, acaba akılsız dostların mı işidir? Yoksa akıllı düşmanların mı?

 

Kaynak : A.Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 3 Temmuz 1998 ( Ben Demokrat Değilim )