Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

AHMET TANER KIŞLALI

 

CHP, NÂZIM ve ATATÜRK

Bu satırları yazarken CHP kurultayında neler olup bittiği belli değil.

Baykal... Aday bolluğu... kimlik yokluğu...

Seçimlere iki hafta kala bir gerçeği anımsatmak gereğini duymuştuk. "CHP yüzde 7'de bile kalsa gitmemekte direnir" demiştik. "O bıraksa çevresi bıraktırmaz" demiştik...

Kurultay yaklaşırken anımsatmıştık:

- Göğsünü gere gere "Ben Kemalistim" diyemeyenin, CHP'ye genel başkan adayı olmaya hakkı bulunmamalıdır!..

Altını çizmeye özen göstermitştik:

"Tıpkı "Ortanın Solu" hareketinde olduğu gibi; önce tarihsel kimliği 21. yüzyıla taşıyacak bir hareket başlatılmalı... İnsanlar bir düşünce bütünlüğünün etrafında buluşmalı... Ve hareketin en iyi sözcünün kim olacağı daha sonra gündeme gelmeli!..

Neredeyse haykırmıştık:

- Ya o bayrağa layık olun ya da bayrağınızı ve adınızı değiştirin!..

* * *

Varlıkları içinde CHP'ye zarar verenler...

Kemalizmin adını bile ağızlarına almamak için her türlü laf cambazlığını yapanlar...

Danışmanı ya da yardımcısı olmalırı gerekirken, kendileri genel başkanlığa soyunan "ideolojisiz" teknokratlar...

"CHP'de kimlik sorunu yoktur!" diyebilen körler ya da oportünistler...

Listeyi uzatmaya ne hacet!

Kurultay öncesi görüntü hiç de iç açmıyordu. Hobbes "İnsan insanın kurdudur" demişti; CHP de kendi kendisinin kurdu olmak yolunda gibiydi.

Tarihsel bir belgeyi paylaşmanın tam zamanı olduğunu düşündüm.

Önce okurlarımla... Sonra CHP içindeki aymazlarla... Ve de solculuk (!) adına Kemalizme dil uzatmaya kalkan tüm yeni sağcılarla..

* * *

Mektup Bursa Cezaevi'ndeki bir hükümlü tarafından yazılmış.

Tarih 2 Nisan 1938...

"Cumhur Reisi Atatürk'ün yüce katına,

Türk ordusunu isyana teşvik ettiğim iddiasıyla on beş yıl ağır hapis cezası giydim. Şimdi de Türk donanmasını isyana teşvik etmekle töhmetlendiriyorum.

Türk inkılabına ve senin adına and içerim ki suçsuzum. (...)

Kör değilim ve senin yaptığın her ileri dev hamleyi anlayabilen bir kafam, yurdumu seven bir yüreğim var. (...)

Deli, serseri, mürteci, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki, bunu bir an olsun düşünebileyim. (...) Türk dilinin inanmış bir şairiyim. (...) Bağışla beni! Seni bir an kendimle meşgul ettimse, alnıma vurulmak istenen bu 'İnkılap askerini isyana teşvik' damgasının ancak senin ellerinle silinebileceğine inandığımdandır.

Başvurabileceğim en inkılapçı baş sensin.

Kemalizmden ve senden adalet istiyorum.

Türk inkılabına ve senin başına and içerim ki suçsuzum."

İmza: Nâzım Hikmet RAN.

* * *

Atatürk artık hasta. Nâzım mektubunu yollayamıyor... Ama mektup gerçek!

Nâzım, "Mustafa Kemal" demiyor, Atatürk diyor. Atatürk'e, devrimine, Kemalizme olan inancını vurguluyor. Kör ya da deli olmadığını söylüyor.

İnsan en yüce saydığı değerler üzerine ant içer.

O da Türk Devrimi ve Atatürk üzerine ant içiyor!..

Eğer Türk Devrimi henüz amacını tam olarak gerçekleştirememiş ise... eğer devrimin bazı kazanımları bile bugün tehlikede ise... ve eğer tüm bunlara karşın CHP seçim barajının altında kalmış ise...

Bunun "tarihsel kimliğin" yitirilmiş olmasından daha geçerli ne açıklaması olabilir?!. Ve de CHP'nin, tarihsel kimliği yarına taşımaktan daha ileri, daha "solcu" ne gibi bir işlevi bulunabilir?!

Kemalizmi "geçmişin bekçiliği" sananlar, "geleceğin öncülüğü"nü yapmak fırsatını kaçırmaya mahkûmdurlar.

 

Kaynak : A.Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 23 Mayıs 1999 ( Ben Demokrat Değilim )