Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

AHMET TANER KIŞLALI

 

KARDEŞ ve BİZ

"Yunanlı Kardeş" adlı yazımdan sonra çok telefon ve mektup geldi. Hepsi de o yazıdaki düşünceleri paylaşan, destekleyen içerikteydi. Bazıları da ek bilgi istiyordu.

Venizelos'un Atatürk'ü "Nobel Barış Ödülü"ne aday göstermesi olayını da çok kişinin bilmediği anlaşılıyordu.

Zamanın Yunanistan Başbakanı Venizelos'un, Atatürk'ü Nobel'e aday gösteren mektubu, 12 Ocak 1934 tarihini taşıyor.

Olay, geçen aylarda Lefkoşa'da yapılan "3. Uluslararası Atatürk Sempozyumu"nda aday gösterdiği mektup, Norveç Nobel Ödülü Komitesi Başkanlığı'na yollanmış. Şu satırlar yer alıyor:

"Bir ulusun yaşamında, bu kadar kısa bir süre içinde böylesine köklü bir değişme çok ender olarak gerçekleşmiştir (...) Barışı güçlendirme hareketi, yeni ve seçkin Türk Devleti'ne bugünkü görüntüsünü veren tüm iç reform hareketleriyle birlikte yürümüştür. Türkiye yabancı öğelerin yerleşmiş olduğu illerini terk etmekte duraksamamış ve kendi ulusal sınırları ile içtenlikle yetinerek Yakındoğu'da barışın gerçek bir savunucusu olmuştur (...) Barışın borçlu olduğu değerli katkının sahibi olan kişi, Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'dır (...) Yakındoğu'da barışa doğru yeni bir dönem başlarken Mustafa Kemal paşa'yı, Yüksek Nobel Barış Ödülü için aday göstermekten onur duyarım."

Bu sadece Atatürk'ü değil, aynı zamanda Yunan Başbakanı'nı da yücelten bir belge.

Daha birkaç yıl önce büyük bir yenilgiye uğrattığı bir ülkenin insanlarında bile, bu ölçüde saygı uyandırabilmek elbette çok önemli. Ama o yenilgiye karşın, kendini yenilgiye uğratanın büyüklüğünü kabul etmek de en az o kadar alkışlanacak bir davranış.

Bir gerçek devlet adamlığı... Bir "büyüklük" örneği.

Tıpkı, ayaklarının altına serilmiş Yunan Bayrağı'nı yerden kaldırtıp; "Bayrak bir ulusun onurudur, ona saygı göstermek gerekir" dediği gibi...

Peki Venizelos'un, Atatürk'ün çocukları şimdi ne yapıyorlar?

Ermeni terör örgütü ASALA, Güney Kıbrıs'ın Larnaka kentinde kuruldu. Kıbrıs Rum kesimi ile PKK arasında bir uyuşturucu ve silah ticareti işbirliği açıktan yapılıyor. İngiliz JANE'S Intelligence Review dergisinde, bu konuyla ilgili bilgiler ayrıntıları ile yer aldı.

Ünlü Lavrion kampında, Türkiye'ye karşı savaşan bütün terör örgütleri besleniyor.. Melina Merküri'nin Kültür Bakanlığı, Lavrion'daki teröristlere açıktan para yardımı yaptı, kaynak aktardı. Ve Yunanistan'ın PKK'ya verdiği desteğin nedenini, 9 Aralık 1994 tarihinde, Yunan İçişleri Müsteşarı Kuluris, şöyle açıkladı:

"Elenizmin sınırları kuzey ucundan başlayarak tüm Trakya'yı ve Ege'yi kapsar. Kıbrıs'a kadar uzanır (...) Başı böylesine büyük dertler içindeyken Türkiye ile boy ölçüşmemiz zor olmaz!.."

Venizelos'un çocukları işte böyle... Ya Atatürk'ün çocukları?

Theodorakis'i "barış elçisi" diye bağırlarına basıyorlar. "Makedonya ve Arnavutluk ile fazla ilgilendik; Yunanlıları tedirgin ettik" diye yazılar döktürüyorlar.

Paris'te oturan değerli bir bilim adamımız, Sayın Haluk Tarcan yazıyor: "Theodorakis, İstanbul'daki kokteylerde barıştan, kardeşlikten söz eder. Uçağa atlar Paris'e gelir, aleyhimize söylemediğini bırakmaz.."

Ve Avukat Sayın Nezihi Sanal soruyor: "Gerçekten merak ediyorum; ilerici aydın olma merakı ile Kıbrıs sorununda Türkiye'yi haklı bulan Yunan aydını, solcusu, komünisti var mı acaba? Yoksa bu bize has bir illet mi?"

Soru herkese yönelik.

Bana gelince... Ben tüm insanlar arasında eşitlikten, barıştan ve kardeşlikten yanayım... Ama aptallıktan yana değilim!

Tek yanlı barış da olmaz, kardeşlik de!.. Gerçeklere gözlerini kapatmak ise ne iyi niyettir ne de saflık; sadece aptallıktır!

 

Kaynak : A.Taner KIŞLALI - Bir Türkün Ölümü, s.293-295., Ümit Yayıncılık, 1997.
(Cumhuriyet, Mart 1996)