Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

UĞUR MUMCU

 

AKİF'E SAYGI...

"Milli Marşımız"ın şairi Mehmet Akif, inançlı ve dürüst bir Müslüman'dı. bugün siyaset piyasasında at koşturan "muhafazakar ve liberal" siyasetçiler ile herhalde hiçbir benzerliği yoktu. Yoktu ve olamazdı.

Ancak, kendilerini "milliyetçi ve muhafazakar" diye tanıtan çevreler Akif'i alabildiğine sömürdüler. Devlet radyolarından Akif'in "ülkücü bir şair" olduğu bile açıklandı.

"Ülkücülük"; Türk-İslam sentezine dayanan bir siyasi görüşün vurdulu kırdılı gençlik kesimine verilen adı ise Akif'in bu görüşler ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Yoktur, ama gelin anlatın bunu TRT'de köşe başı tutmuş ülkücülere!

Şu dizeler Akif'indir:

- Türk, Arap'sız yaşayamaz, kim ki "yaşar" der delidir / Arab'ın Türk ise hem sağ gözü, hem sağ elidir. / Veriniz başbaşa; zira sonu hüsran-ı mubin / Ne hükümet kalıyor ortada, ne bilahi din / "Medeniyet" size diş biliyor, evvela parçalamak, sonra yutmak diliyor...

Mehmet Akif bu dizeleri 1913 yılında yazmıştır. Bu dizler, 1913 yılının umutsuz koşullarını yansıtmaktadır. İslamcı bir aydın çözüm yolları arıyor. Bulduğu çözüm yolu Türk ile Arap'ın birleşmesi.

1915 yılında bu umutsuzluk daha da artıyor.

Bu umutsuz koşullar bakın Akif'e hangi dizeleri yazdırıyor:

- Değil mi bir anasın sen? / Değil mi Alman'sın / O halde fikr ile vicdana sahip insansın / O halde "Asyalı'dır ırkı başkadır" diyerek / Benat-ı cinsin olan ummuhatı incitecek / Yabancı tavrı yakışmaz senin faziletine / Gel iştirak ediver şunun felaketine / Ya "paylaşıldı mı artar durur sürur- beşer" / Kederse aksine "ortakla eksilir" derler / Bilir misin ki şarka meyleden nazarın / Birinci defa doğan fecridir zavallıların...

Arap ile Türk'ü birleştirmek isteyen "İslamcı Akif" bu dizelerde de yabancı koruyuculuğuna bel bağlar.

- Değil mi Alman'sın / O halde fikr ile vicdana sahip insansın...

Bir yanda Türk ve Arap ırklarının bütünlüğü düşüncesini savunan bir "İslamcı", öte yanda Alman koruyuculuğuna bel bağlayan bir Osmanlı aydını!

1918'de yazdığı şu dizelerde Mehmet Akif, "İttihatçıların Turancı ülküleri" konusundaki düş kırıklığını dile getirir:

"- Hürriyet aldık!" dediler gaybe inandık; / "Eyvah, bu baziçede bizler yine yine yandık!" / Cemiyette bir fırka dedik, tefrika çıktı: Sapsağlam iken milletin erkanını yıktı / "Turan ili" namıyla bir efsane edindik; / "Efsane, fakat gaye!" deyip az mı didindik? Kaç yurda veda etmedik artık bu uğurda? Elverdi gidenler acıyın eldeki yurda.

Devlet radyosundan Akif'i "ülkücü şair" ilan eden TRT programcısı acaba bu dizeleri hiç okumuş mudur? Hiç sanmıyorum.

Akif'i "Akif" yapan "Çanakkale Şehitleri" için yazdığı o şiir ve "İstiklal Marşı"dır. Çünkü Akif ve Akif gibi dürüst ve içten Müslümanlar, Mustafa Kemal'in önderliğindeki Kurtuluş Savaşı'nda yerlerini almışlardı.

Akif, inanmış bir Müslüman'dı. Bu yüzden Mustafa Kemal'in önderliğindeki Kurtuluş Savaşı'nda yerini aldı. Daha sonra bu "İslamcı şair" ile "devrimci lider"in yolları ayrıldı. Akif'in İslamcı düşünceleri ile Atatürk'ün "laiklik ilkesi" birbirleriyle bağdaşmıyordu. Bu yo ayrımındaki rüzgarAkif'i Mısır'a kadar sürükledi.

Akif'in bu tutumu da düşüncelerindeki inancı yansıtmaktaydı. Çünkü Akif, bugünün "sahte Atatürkçüler'i" gibi "modaya uyup" bir komut sesi ile birdenbire "inkılapçı" kesilenlerden değildi. İnancı neyse bu inanca göre yaşadı ve bu inancı ile öldü.

Nerede Akif'teki bu inanç, nerede bugünün açıkgöz bir tüccar gibi Mehmet Akif'in adını sömürmeyi hüner sayanların hokkabazlıkları?

Nica tarikatçının birer "Atatürk inkılapçısı" olarak siyaset sahnelerine çıktığı şu günlerde Akif'i nasıl saygı ile anmazsınız!...

 

Kaynak : Uğur MUMCU - Cumhuriyet, 1 Ocak 1987 ( Uyan Gazi Kemal! )