Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

EMRE KONGAR

 

LAİKLİK NİÇİN TEHLİKEDE - I - "DIŞ DİNAMİK ÖĞELERİ"

Ben Türkiye'de laikliğin tehlikede olduğu kanısındayım.

Bu kanımı şu gözlemlere dayandırıyorum:

Türkiye'de laiklik hem iç hem de dış dinamik ögelerinin tehdidi altındadır.

Bu iki grup öge, birlikte etki yaptıkları zaman, hele hele biraz aşağıda işaret edeceğim biçimde, birbirine aslında zıt olan dış dinamik ögeleri, bu zıtlıklarına karşın, Türkiye üzerinde aynı yönde etkide bulunduklarında, toplumu çok derinden sarsabilir.

Önce dış dinamik ögelerini irdeleyelim:

Türkiye iki genel dış dinamik grubunun etkisi altındadır.

Bunlardan biri Batı dünyası öteki İslam alemidir.

Batı dünyası da Türkiye üzerine biri ABD öteki AB olmak üzere iki ayrı merkezden etki yapmaktadır.

Şimdi bu üç "etki merkezinin" laiklikle ilgili durumlarına bakalım:

ABD Soğuk Savaş'ın başlamasıyla birlikte, Sovyetler Birliği'ne karşı mücadele için dünyada ve Türkiye'de İslamcı akımları hem siyasal, hem toplumsal ve kültürel, hem de ekonomik olarak desteklemiştir.

Soğuk Savaş'ın bitmesiyle, İslam terörü 11 Eylül 2001'de Amerika'yı da vurunca, ABD küreselleşme bağlamında dünya egemenliğini pekiştirmek için yeni önlemler almaya başlamış, Afganistan'ı ve Irak'ı işgal, ve Büyük Ortadoğu Projesini de ilan etmiştir.

Bu proje çerçevesinde "ılımlı İslam" siyasetini uygulayan bir müttefiğin yani Türkiye'nin, İslam dünyasında işlevsel olacağı düşüncesiyle, ülkemize biçilen rol "ılımlı İslam" modelidir.

Ilımlı ya da sert bir İslam modelinin laikliğe aykırı olduğu, demokratik (ve laik) sistemden bir geriye dönüşü gerektirdiği açıktır.

Huntington'un ünlü kitabında dile getirdiği öneri budur.

Batı dünyası içindeki ikinci çekim merkezi olarak ülkemizi doğrudan etkilemekte olan AB'nin laikliğe bakışı da ABD'ninkinden çok farklı değildir.

Örneğin Almanya yıllardır İslamcı örgütleri korumuş hatta beslemiştir.

AB, Türkiye'deki "İslamcıların" demokrasi adına yaptıklarını öne sürdükleri hemen hemen her laiklik karşıtı eyleme destek vermiştir.

AB'nin buradaki rolü iki taraflıdır:

Bir yandan Türkiye'yi AB üyesi olarak görmek isteyenler, İslama da hoşgörülü baktıklarını kanıtlamak için böyle davranmakta, öte yandan Türkiye'yi AB'den dışlamak isteyenler, "Türkiye bir İslam ülkesidir, kültürü bizimle bağdaşmaz" kozunu kullanmak için bu oluşuma destek vermektedir.

Sonuç olarak AB'nin de Türkiye üzerindeki etkisi, farklı grupların farklı nedenlerine dayansa da, aynı doğrultuda, laikliği zayıflatıcı yönde olmaktadır.

Dış dinamik ögelerinin ikinci grubu olan İslam alemine gelince, bunun etkisi tartışmasız olarak laiklik karşıtıdır.

Demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ni hem kendi otoriter ve totaliter iktidarlarına, hem de bu iktidarlarını dayandırdıkları dinsel kültüre karşı bir tehdit olarak gören İslam ülkeleri, Cumhuriyet'in kuruluşundan beri laiklik ilkesine olan düşmanlıklarını hiç saklamamışlardır.

Üstelik bir komşu İslam ülkesi, Türkiye'de demokrasiyi savunan kamuoyu liderlerini öldüren İslamcı katillere bizzat destek vermiştir.

Bu çerçevede Türkiye'nin sorunu gibi görülen bir "Türban bunalımının" aslında çok daha geniş boyutlu bir "Ortadoğu ve hatta bir siyasal İslam sorunu" olduğu, Fransa'ya karşı girişilen, ülkemizle birlikte Doğu ve Batı dünyasının pek çok büyük merkezinde aynı günde sergilenen eşgüdümlü protesto eylemleri ile iyice açığa çıkmıştır.

Sonuç olarak Batı dünyası içindeki iki ayrı merkez ile, temelde Batı dünyasına zıt olan İslam alemi, hep birlikte Türkiye'deki laikliği tehdit eden bir yöneliş içindedir.

Bu muazzam etkiye bir de iç dinamik ögeleri eklenince, aklı başında hiçbir insanın laikliğin tehlikede olduğunu görmemesine olanak yoktur. İç dinamik ögeleri haftaya.

 

Kaynak : Emre KONGAR - ( www.kongar.org )