Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

EMRE KONGAR

 

MUSTAFA KEMAL'İN TEMEL EREĞİ: TÜM SİYASAL DÜZEN

Her devrimci önder gibi, onun da temel amacı İmparatorluğun siyasal düzenini değiştirmekti. Mustafa Kemal'in bu amacı ile, Padişahın siyasal gücüne dayalı düzen değişmedikçe, toplumun yeniden biçimlendirilmesinin olanaksızlığı konusundaki tarihsel gerçek, tam anlamıyla çakışmıştı. Osmanlıların anlamlı sonuçlar doğurmayan iki Meşrutiyet deneyi bu tarihsel gerçeğin en kesin kanıtlarıydı. Batılılışma çabalarının ürünleri olan meşrutiyetler, siyasal düzenin temeli olan Padişah egemenliğini değiştirmedikleri için başarısız kalmışlardı. ( Bu, pek çok başarısızlık nedeninin yalnızca biriydi aslında. )

Mustafa Kemal'in askerî yaşamı, bir anlamda, yükleneceği tarihsel göreve bir hazırlıktı. Akademide, çete savaşları ( gerilla ) yöntemini öğrenmişti. Birinci Dünya Savaşı'nda, Anafartalar komutanı olmadan önce, Gelibolu Yarımadası'nın savunmasını uzun uzun inceleme olanağı bulmuştu. Ulusal Bağımsızlık Savaşı'na başladığı zaman, Birinci Dünya Savaşı'nın başarılı bir komutanıydı. Büyük Savaş sırasında, hemen hemen bütün cephelerde dövüşmüştü. Kısacası, Ulusal Bağımsızlık Savaşı'nı yönetmek üzere askerî hazırlıkları tamdı.

Mustafa Kemal'in siyasal etkinlikleri de çok düzenli ve tutarlıdır. Bağımsızlık Savaşı sırasında atılacak her adımı ince ince hazırlamıştır. Her adım, uzun irdelemelerden sonra ve büyük bir ana planın bir parçası olarak uygulamaya konulmuştur. Askerî okula girdiğinden beri İmparatorluğun genel durumu hakkında düşünmek için yeterli zamanı olmuştu. Aynı zamanda Batı uygarlığını da görmüş ve bir süre orada yaşamak olanağını bulmuştu. Toplumu siyasal ve kültürel olarak biçimlendirirken kullandığı ilkeler, büyük bir olasılıkla, Batıda yaşadığı sıralarda yaptığı gözlemlere dayanıyordu.

MUSTAFA KEMAL'İN ŞANSI

Düşmanın Anadolu'ya çıkması, Mustafa Kemal'in, siyasal iktidarı eline geçirmek için yaptığı planlara çok büyük ölçüde yardım etti. Birinci Dünya Savaşı, Mustafa Kemal'in en güçlü karşıtını, "İttihat ve Terakki Partisi"ni ortadan kaldırmıştı. Beceriksiz Padişah, yenilgi karşısında, düşmana sessizce boyun eğerek kendi kuyusunu kendi kazdı. Düşmanın acımasızlığı, özellikle Yunanlıların Ege'de ve Ermenilerin doğuda yaptıkları, onlarla işbirliğine girmiş görünen Padişaha karşı tüm ulusun örgütlenmesinde çok yardımcı oldu. Böylece Ulusal Bağımsızlık Savaşı, Mustafa Kemal'in elinde, yeni bir toplum yaratmak için gerekli olan ulusal bilincin biçimlendirilmesine etkin bir araç niteliği kazandı.

 

Kaynak : Emre Kongar - İmparatorluktan Günümüze Türkiye'nin Toplumsal Yapısı, S.125 - 126.