Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

EMRE KONGAR

 

ATATÜRK'ÜN DÜNKÜ, BUGÜNKÜ ve YARINKİ ÖNEMİ

Atatürk'ün dünkü önemi Aydınlanma ve Sanayi Devrimlerini ıskalamış bir İmparatorluktan, bu her iki devrime dayalı çağdaş bir ulus-devlet'e geçişin temellerini, hem savaş kazanarak, hem de reformlar yoluyla atmış olmasındadır.

Atatürk'ün bugünkü önemi, Türkiye'nin hızla başarısızlığa doğru giden çağdaşlaşma projesinin, O'nun işaret ettiği çizgi izlendiği takdirde, hâlâ gerçekleştirilme şansının bulunmasındadır.

Atatürk'ün yarınki önemi, 21 yüzyılın dünyasında "küreselleşme" bağlamında ulus-devletin karşılaştığı sorunların çözümünde, Türkiye'nin yine O'nun işaret ettiği ilkeleri kullanarak bunalımı aşma şansındadır.

* * *

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, bazı cahillerin "Türk-Yunan Savaşı" olarak küçümsedikleri Bağımsızlık Savaşını, Birinci Dünya Savaşının galibi olan ülkelere karşı kazanmasalardı, bugün Anadolu ve Trakya toprakları üzerinde bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti olmayacaktı.

Gerisi lâftır.

Atatürk, "Atatürk Devrimleri" denilen reformları yapmasaydı, yeni devlet bugün hâlâ , Aydınlanma ve Sanayi Devrimlerine uzaktan ağzı sulanarak bakan ve bu devrimleri hiçbir biçimde yakalama şansı olmayan bir sömürge olacaktı.

Gerisi palavradır.

* * *

Türkiye bugün Atatürk Devrimleri'ni tamamlamış mıdır?

Yani Türkiye bugün Aydınlanma ve Sanayi Devrimleri sürecini bitirmiş midir?

Hayır.

Devlet ile çetelerin iç içe geçtiği bir ülkede, geniş kitlelerin vicdan ve inanç özgürlüğünün "şeriat devleti" özlemleri ile tehdit altında tutulduğu bir toplumda, enflasyonun yüzde 100 dolaylarında dolaştığı bir ekonomide ne Aydınlanma ne de Sanayi Devrimlerinden söz edilebilir.

İşte, ordunun en zayıf olduğu ve düşmanla savaştığı bir dönemde, disiplinsiz vurucu güçlerin sahip oldukları büyük kuvvetlere karşın, çeteleri temizleme kararını bir an bile duraksamadan veren Mustafa Kemal Paşa'dan, bugün devlet işlerini çetelere ihale edenlerin alacakları büyük dersler vardır.

Türk milliyetçiliğini, şöven bir anlayışla ele alarak, bu ideolojiyi cinayetlerin gerekçesi yapanların, Atatürk'ün, Türkiye'yi "çağdaş milletler ailesinin saygın bir bireyi yapmak" amacıyla uyguladığı çağdaş "milliyetçilik" ilkesinden alacakları çok dersler vardır.

Tam bir sömürge ekonomisinin enkazı ile, hem dış borç ödeyen, hem de en hızlı kalkınma hamlesini gerçekleştiren Atatürk ve arkadaşlarından, bugün yaklaşık elli milyar dolar dış borcu, sadece bir kaç otoyol ve (gerekliliği tartışmasız olmakla birlikte çok daha ucuza mal edilebilecek) bir telekomünikasyon şebekesi üretmekte harcayanların öğrenecekleri pek çok ders vardır.

* * *

Yarınki Türkiye'yi, ulus-devletleri aşan tek kutuplu bir askeri-siyasal dünya, ulusal ekonomiyi bir saman çöpü gibi önüne katıp sürükleyecek bir uluslararası sermaye fırtınası ve nihayet, ulusal kimliği, bir yandan uluslararası malların egemenliğinde eriten, öte yandan, alt kimlikler aracılığı ile yok etmeye çalışan bir kültürel çığ bekliyor.

Bu bunalım sırasında Türkiye, 21. yüzyıla, tüm komşularıyla çatışmalı olduğundan dolayı bir "ateş çemberi" ile sarılı olarak giriyor.

Bu görüntü, Birinci Dünya Savaşı sonrası manzaradan hiç de farklı ve hiç de daha az ciddi değildir.

* * *

Ne bugün umutsuzdur ne de yarın.

Bu halk, 20. yüzyılın başında yarattığı mucizeyi, hem emeğine, hem sermayesine, hem de devletine sahip çıkarak 21. yüzyılın başında da gerçekleştirecektir.

Hem de Atatürk gibi dâhi liderlere gereksinme duymadan.

Demokrasi içinde.

İşte o zaman İsmet Paşa'nın çok partili demokrasiye geçtiğinde olduğu gibi, Atatürk'ü "aşarak tamamlamak" yolunda bir adım daha atılmış olacak.

Hangi siyasal kadrolarla mı?

İşte işin mucize tarafı zaten orada!

 

Kaynak : Emre Kongar - ( www.kongar.org )