Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

EMRE KONGAR

 

EN ÇOK YAPILAN YANLIŞLAR

Bugün değerli spikerlerimizin ve basın mensuplarımızın çok yaygın olarak yaptığı bazı yanlışlara değineceğim.

Haber editörleri ya da yazı işleri müdürleri bu listeyi spikerlere ve muhabirlere dağıtırlarsa, biz de hiç olmazsa kulaklarımızın tırmalanmasından ve gözlerimizin rahatsız olmasından bir ölçüde de olsa kurtulabiliriz diye düşünüyorum.

1) Son günlerin en yaygın yanlışı "doyumsuz" sözcüğünün "doyulmaz" anlamında kullanılışı.

En çok, "şimdi size bilmemkimin doyumsuz şarkısını çalacağım" diyen ve kendisini DJ ya da VJ sanan cahillerin anonslarında, bir de spot, resimaltı ve benzeri kısa notlar yazan sayfa sekreteri yardımcılarında rastlanıyor.

Bir kez daha anımsatalım, "doyumsuz", "tatminsiz" demektir.

2) En kültürlü yazar ve spikerlerde ve hatta bazı "anchorman"lerde bile rastlanan bir yanlış, analiz etme, tahlil etme anlamındaki "çözümleme" sözcüğünün "halletmek" anlamında "çözmek" yerine kullanılışı.

Bu hatayı hangi yazarların ve "anchorman"lerin yaptığını yazsam, medyada hiç arkadaşım kalmaz!

3) Açık havada yapılan gösteri anlamında kullanılan "miting" sözcüğünün "miiting" biçiminde ilk "i"sinin uzatılarak okunması, İngilizce bildiğini sanan ve bilmeyen hem cahil hem ukalâ spikerlerin sık yaptıkları bir hata.

Çünkü İngilizce aslına uygun okuduklarını sanarak uzattıkları "i" harfi ile okunan ve "meeting" biçiminde yazılan İngilizce sözcük, o dilde, açık havada yapılan büyük gösteri anlamında değil, genellikle kapalı salonlarda yapılan küçük çaplı toplantılar için kullanılır.

4) Kısa "I" ile okunması gerek "Irak" ülkesinin adının, "İran" ülkesinin adındaki ilk hece gibi "I"sının uzatılarak "IIrak" diye okunması yanlışı.

Sanıyorum bu hatayı, "I"yı ısrarla uzatan Sayın Çiller başlattı, ondan da bütün spikerlerimiz kaptı.

5) Gazap sözcüğü ek aldığında "gazabı" diye kısa "a" ile okunması gereken ikinci "a"yı "gazaabı" diye, ek aldığında uzun "a" ile okunan "azaabı" sözcüğüne benzeterek, uzatarak okuma yanlışı.

6) "Mücevher"'in çoğulu olan "mücevherat", "icra"nın çoğulu olan "icraat" gibi sözcükleri, "mücevheratlar", "icraatlar" diye, ikinci bir çoğul eki ile okumak ve yazmak yanlışı.

Bu yanlışı da hemen hemen herkes yapıyor, tabii başta "icraatını" övmek isteyen politikacıların ağzından doğrudan haber yazanlar!

7) "İstifa etmiş" anlamındaki "müstâfi" sözcüğündeki "a"yı "Müstaafi" gibi uzun okumak yerine, "Mustafa"daki gibi kısa okumak yanlışı.

8) "Ne" ve "ne" dedikten sonra, cümleyi olumsuz fiil ile bitirme yanlışı.

Çok ünlü ve çok yaşlı bir köşe yazarımızın ısrarla sürdürdüğü bu yanlışı elektronik ve yazılı medyada pek çok kişi yapıyor.

"Ne Ahmet ne de Mehmet gelmedi" denmez, "Ne Ahmet, ne de Mehmet geldi" denir.

9) Sabahattin Ali'deki "Ali"nin uzun "a" ile, Hasan Âli Yücel'deki "Âli"nin kısa "a" ile, "Sait Faik"deki "Faik"in "laik"deki gibi kısa "a" ile okunması yanlışı.

Oysa, Sabahattin Ali, "Ali" diye kısa "a" ile, Hasan Âli Yücel, "AAli" diye uzun "a" ile Sait Faik de "Faaik" diye uzun "a" ile okunur.

* * *

Bunlar kulağıma ve gözüme en çok çarpan, "medyatik yanlışlar".

Ayrıca karşılarındakine "aptal sorular soran, anchorman bozuntusu spikerlerin" ve stüdyo'dan kendisine soru soran spikere "evet" diyerek yanıt vermeye başlayarak "hayır"ı anlatan muhabirlerin de izleyiciyi rahatsız ettiğini düşünüyorum..

Bunlardan biri geçen gün Kanal D'de, spiker in sorusuna "evet" diyerek, "hayır" yanıtı verdi. Yani, örneğin spiker "Hükümet sorunu çözüldü değil mi" gibi bir soru sordu, muhabir de "Evet Yasemin, hükümet sorunu çözülmedi" diye yanıt verdi.

Bir de politikacıların "demokrasi"ye "demokraaasi" ve "bürokrasi"ye de "bürokraaasi" diyerek kısa okunması gereken "a"ları uzatmaları yok mu, beni mahvediyor!

 

Kaynak : Emre Kongar - ( www.kongar.org )