Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

HULKİ CEVİZOĞLU

 

BİR SÜRE ÖNCE, ADI 28 ŞUBAT...

Bir süre önce, adı 28 Şubat “post modern darbesi” ile özdeşleşen generallerden biri ile sohbet ediyordum. Söz, iktidarın toplumda tartışma yaratan bazı icraatlarını yerine getirememesi, tartışmaları görünce sürekli geri adım atmasına geldi.

O günlerde de, kamuoyunda “Hani 28 Şubat bin yıl sürecekti.

Bakın insanlar ve görevleri değişince, ilkeler de de- ğişiyor.

Asker AB sürecinde etkisini yitirdi” görüşleri dile getiriliyordu.

Bugünkü Ceza Kanunu ve zina maddesi tartışılmıyordu henüz. SİYASİ RİCAT şimdi yazacaklarım, bugün Başbakan Erdoğan’ın “Biz Türk’üz, kendi kararlarımızı kendimiz alırız.

AB içişlerimize karışamaz” diyerek AB’ye rest çekmesi ile doğrudan ilgili değil.

Çünkü, benim 28 Şubat’ın etkin generali ile görüştüğüm günlerde başka “siyasi ricatlar” vardı gündemde. Ama yine de, benzer tavırların açıklanması ve yorumunda önemli ipuçlarıdır diye düşünüyorum. Türban konusu bilindiği gibi, birçok siyasi başı yedi.

Bugünkü hükümet de, kendi tabanına bu sorunu “zaman içinde çözmek” için söz verdi, karşılığında oy aldı.

Oysa gördük ki, AB ilişkilerinin iyice kızıştığı bugünlerde çıkarılmak istenen Türk Ceza Kanunu’nda (TCK), bırakın türban özgürlüğünü tam tersine, üniversitelere türbanla gelen öğrencilere hapis cezaları öngörülüyor.

(Ama, bu madde bile zina tartışmaları arkasında yok edildi.) Ayrıca, İmam Hatip Okulları sorunu da meslek liseleri kapsamında çözülemedi.

Orada da, üstüne üstlük imamlara belirli koşullarda -bugün olmadığı biçimde- hapis cezaları getiriliyor. Böyle birçok konu var.

AKP’nin önceki iktidar partilerinin hepsinin yaptığı gibi, girmek için “can atar gözüktüğü” Avrupa Birliği ise, AKP tabanının (ve kısmen AKP dışındaki geniş bir kitlenin de) istekleri ile ters düşen ilkeleri savunuyor.

Bunların büyük bir kısmı emredilerek, içişlerimize müdahale edilerek yerine getirtildi.

Zaten, AB demek “içişlerinizin” dışardakiler tarafından düzenlenmesi demek. AB, AKP tabanın yukarıda sayılan “temel arzularına” ters.

(Ulusal güvenlik ve millî değerlerimiz konusundaki aykırı istekleri ayrı yazı konusu.) Onlar, Vakit Gazetesi’nde de özetlendiği gibi, “başörtüsü yasak, zina serbest” olsun istiyor, emrediyor. “28 ŞUBAT OLMASAYDI GERİ ADIM ATMAZLARDI” Son günlerde ortaya çıkan büyük gerilim ve AB ile restleşmede, işte AKP tabanına ters gelen bu tür isteklerin duvara dayanması yatıyor.

Yani, bıçak kemiğe dayandı: “Ya AB, ya AKP tabanı!” Ve aynı zamanda, 150 civarındaki AKP milletvekilinin baskısı. Gelelim, bizim sohbetimize...

İktidar partisinin 367 milletvekiline sahip olmasına rağmen, AB’yi de arkasına aldığı halde rahat icraat yapamaması, sürekli geri adım atmasını 28 Şubat’ın generali, şöyle yorumladı: ”28 Şubat’ın amacına ulaşmadığı, boşa yapıldığı ve bugün de rövanşının alındığı söyleniyor. Ama, bugün 28 Şubat’ın etkilerini görmeye devam ediyoruz.

Eğer 28 şubat etkili olmasıydı, asla geri adım atılmazdı.

Toplumsal mutabakat isteğinin arkasında bu etki yatmaktadır.” (şimdi bu makaleyi okuyan bir hükümet yandaşı ve gönüldaşı ünlü bir gazeteci -artık televizyoncu da oldu, hem de birkaç kanalda- yine bizi kastederek, “hükümetin elindeki bir televizyon kanalında çalışan bir gazeteci nasıl böyle yazılar yazıyor” diyerek nezaketsiz ve hatta ispiyoncu tavır alabilir!..

Unutmasın ki, biz politik partner değil, gazeteciyiz.

O kanalda, sözleşmemize aykırı olarak, 23.15’te başlatılması gerektiği halde, geceyarılarına atılan Ceviz Kabuğu programımızın yayından kaldırılması ile mutlu olacağını sanıyorsa, yanıldığını söyleyebilirim.) ÖNEMLİ GELİŞMELER Önemli başka gelişmeleri ve duyumları da bir başka yazıya bırakıyorum. Kimi gerçekleri vaktinden önce yazmak, insanı yanıltabilir.

Hem yanılma payını azaltmak -gerçeği daha yakından görmek-, hem de biraz daha izlemenin yararlı olduğunu düşünüyorum. Bilek güreşi devam ediyor, saşar yer değiştiriyor.

 

Kaynak : Hulki CEVİZOĞLU - 20.09.2004 -
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazar.asp?id=13&altid=35