Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

HULKİ CEVİZOĞLU

 

"MUSEVİLİK - HIRİSTİYANLIK BENİMSENECEK!"

Avrupa Birliği''nin "Türkiye İlerleme Raporu" 6 Ekim'de (2004) açıklanınca, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, "İlerde, belki de hiç üye olmasaydık diyebileceğimiz durumlarla karşılaşacağız" demişti.

Dünkü yazımızın başlığı "Şok gelişmeler geliyor" idi.

Herkesin bildiği ancak Türk basınının vurgulama gereği duymadığı "önemli bir Avrupalının" raporunda, ordumuzun "derin devlet" olduğu iddia ediliyor, MGK''nın zaman içinde (herhalde sindirim süresi tanınıyor!) kaldırılması ve "Kemalist değerlerden uzak" yeni bir anayasa yapılması gerektiği, Süryanice''nin dil olarak kullanımı ile Bahailer''in din olarak tanınması ve korunması istekleri yer alıyordu.

Alevi ve Kürt yurttaşlarımızın "azınlık" olarak kabul edilmesi isteklerine ise hiç değinmiyorum.

Çünkü bunlar son günlerde gündeme gelmiş, diğerleri ise "uyutulmuştu." Biz, uyutulan konuları hatırlatmak istemiştik. Adını daha sonra vereceğim raporda, istekler bunlarla sınırlı değil.

Sınırsız istekleri ve "bizi kendilerine benzetme" çabaları bakın nerelere varıyor: "AB''nin siyasi değerleri, Avrupa''nın Musevi-Hıristiyan ve hümanist kültürü üzerine inşa edilmiştir; ancak bu değerler, halkının çoğunluğu Müslüman olan bir toplum tarafından da benimsenebilir"(m.7) Bir başka deyişle, Türkiye Musevilik ve Hıristiyanlık kültürünü de yavaş yavaş sindirmeye zorlanacak.

Atatürk ise, "Türkiye bir maymun değildir.

Hiçbir milleti taklit etmeyecektir, ne Amerikalılaşacak, ne de Batılılaşacaktır" diyordu.

KÜLTÜREL-DÎNÎ BÜTÜNLÜK RAHATSIZ EDİYOR

AB Raporunun 40.maddesinde de, Türkiye''de "kültürel ve dînî homojenliğe büyük önem verildiği" ifade ediliyor.

Bir rahatsızlık belirtisi olan bu ifadenin gereğini de(!) yapmak için hazırlar.

Bu nedenle, dînî inanç farklılıklarımızı "azınlık" statüsüne sokarak, bütünlüğümüzü(homojenliği) yok etmeye çalışıyorlar.

Alevilikten sonra, Bahailerin tanınması isteklerinin ardından kimbilir daha neler çıkacak? Hemen her fırsatta, "Türkiye''de azınlık haklarının ihlal edildiğinden" dem vurmaları, tesadüf değil, çok uzun yıllardır ısrarla takip ettikleri politikaların gereği olarak ortaya çıkıyor.

"AF ÇIKARILMALIDIR!"

Avrupa Birliği'nin uzun zamandır "af" isteklerinin ardında, teröristbaşı Apo''nun kurtarılması yattığı ifade ediliyor.

Bu raporda da "af çıkarılmasının" istendiği 23.maddede şöyle deniyor: "Şiddet içermeyen düşüncelerini ifade ettikleri için hapiste bulunan mahkûmlar için af çıkarılması gereklidir." 30 bin insanımızın ölümüne, askerlerimizin şehit olmasına neden olan, ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren Apo da "elime silah almadım" demiyor mu?..

Her ne kadar, ülkemizin yasaları Apo''yu belgelere dayalı olarak idam cezasına mahkûm ettiyse de, bunu Avrupa''lılar asla kabul etmedi.

Konu, bilindiği hâlen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''nde "demoklesin kılıcı" gibi bekletiliyor.

Oradan, Leyla Zana ve arkadaşları gibi "yeniden yargılama" (ve serbest bırakma) kararı çıkarsa ne yapacağız? Bunu da politikacılarımız sindirecek mi?...

"ERMENİSTAN''LA İLİŞKİLERİ DÜZELT"

6 Ekim raporunun açıklanmasından hemen önce -nedense- Ermenistan''a bir ziyaret yapan AB Komisyon Başkanı Prodi, "Ermenistan ile iyi ilişki kurmamızın kendisini mutlu edeceğini" söylemişti.

Sözkonusu raporda ise, "Türk makamlarının Ermenistan''a uygulanan ambargoyu kaldırmaları talep edilmekte, siyasi kriterlerin karşılanması bağlamında iki devletin birbirini karşılıklı tanıması ve diplomatik ilişkilerin tesisi" isteniyor.

Oysa Türkiye, 1991''den bu yana Ermenistan''ı tanıyor.

Türkiye hakkındaki cehaletlerini raporlara da yansıtmakta hiçbir sakınca görmeyen AB, güçlü olmanın cüretkârlığı ile ülkemizi "ezilecek bir böcek" gibi görmeye devam ediyor.

Kamuoyu önündeki süslü laflar ise palavra.

Bugün, ne yazık ki Türkiye''de kendisini "şah" olarak görenler var, başkalarını da piyon. Onlara şu sözü hatırlatalım: "Oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konur"

 

Kaynak : Hulki CEVİZOĞLU - 19.10.2004 -
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazar.asp?id=13&altid=392