Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

HULKİ CEVİZOĞLU

 

ATATÜRKÇÜ YURTSEVERLER DİKKAT!

Bugün birkaç konuya birden değinmek istiyorum. En önemlisi, geçen hafta içinde DB Tercüman Gazetesi’nin manşetinde “şok iddia” olarak yer alan Fethullah Gülen’in sözleri.

Yıllardır ABD’de yaşayan Fethullah Gülen, “Bundan sonra Türkiye’de faili meçhul cinayetler olabilir! Önümüzdeki aylarda Türkiye’de yine kan gövdeyi götürecek, seri cinayetler işlenecek” açıklamasını yaptı.

İstihbaratı kuvvetli olduğu ileri sürülen Gülen’in bu sözlerini, ABD’nin bir süredir İran’a yönelik “kitle imha silahları geliştiriyorsun.

Kendine gel” türündeki tehditleri ile birlikte değerlendirelim.

Türkiye’de işlenen Atatürkçü aydın cinayetlerinin sonrasında bilindiği gibi hep İran suçlandı.

Suçlandı ama, bir Allah’ın kulu çıkıp da, “İran’dan bunun hesabını sorarım” demedi.

Apo için Suriye’ye gösterilen tavır, yurtsever milliyetçi aydınlar ve Atatürkçüler için İran’a gösterilmedi.

Neden acaba? İran mı yanlış hedefti, yoksa İran’dan korkuldu mu? Şimdi Fethullah Gülen’in istihbaratı doğru çıkarsa, maalesef yeni vatan evlatlarını kaybedeceğiz demektir.

70 milyon insanımızın her biri gibi ülkeyi savunan Atatürkçü aydınlarımızı da korumakla görevli emniyet güçleri ne yapıyor bilemem.

Ama, gidenlerin ardından ağıt yakma döneminin sona ermesi, AB eşiğindeki Türkiye’de bu tür cinayetlerin önlenmesi gerekiyor. Fethullah Gülen’in iddiası gerçekleşir, Türkiye’de bir aydınımız daha öldürülürse yine İran hedef gösterilecektir.

Bu da, İran’a saldırmak için fırsat arayıp duran ABD’nin işine gelecek, Irak’a karşı yanında aktif olarak bulamadığı Türkiye’yi bu kez yanına çekmeyi başaracaktır.

Senaryo nasıl işliyor ve hazırlık yapılıyor değil mi?.. Aman dikkat!..

Atatürkçü yurtseverler her zamankinden daha çok dikkat etmeli, güvenlik güçleri kadar halk da onları korumalıdır...

NE ÇOK BİZANSLI VARMIŞ!

Bir bir ortaya çıktılar.

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, “Biz de, Türkler de Bizans’ın çocuklarıyız” deyince, Türkiye’deki Bizanslılar kendilerini ortaya attılar.

Hem de ne atış!..

Bazı bilimadamları ve köşe yazarları sanki yıllardır kendilerine destek olacak bu sözü duymak istermiş gibi, salkım saçak ortaya döküldüler.

Topluca itiraf ettiler ve rahatladılar!: “Evet, evet Bizanslıyız! Oh be!..” Türk üniversitelerinde bilim yapan, ama nedense bugüne kadar laf üretmekten başka ülkemizin ilerlemesine bilimsel hiçbir katkıda bulunmayan bu bilimadamları(!) ile bazı köşe yazarlarının, ya da içimizdeki Bizanslılar’ın Türklükten niçin bu kadar nefret ettikleri de böylece -bir kez daha- ortaya serilmiş oldu.

Geçen pazartesi yazımda Nevrotik Sindrellalar’ı tanımlarken şöyle demiştim: “Psikolojik olarak, sürekli biçimde yabancıların beklentilerini yerine getirmek isterler, onlar tarafından hoşlanılıp, sevecenlik görmek ve onlar tarafından onaylanmak ihtiyacı duyarlar.

Otomatik olarak onları hoş tutmaya çalışırlar.” Türkiye’yi savunanları paranoya görmekle suçlayanları anlatan nevrotik sindrellalar kavramının ne kadar isabetli olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Chirac’a teşekkür etmeliyiz!..

PUTİN’İN GELİŞİ ZORA GİRDİ

Çünkü, yine ABD ve AB’ye karşı bir “güç” oluşturma işâreti verdi.

“Yeni nesil atom bombası yaptık. Şu anda ABD dahil hiçbir ülkenin elinde yok, bundan sonra da olması mümkün değil” açıklamasını yapan Rusya Devlet Başkanı Putin’in bölge ülkeleri ve Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesi tabii ki istenmeyecek ve engellenecektir.

Tıpkı daha önceki Türkiye ziyareti öncesi Kuzey Osetya’da kanlı okul baskınının yapılması, yaptırılması gibi.

Türkiye’yi çaresizliğe itmek ve kendi sömürgeci emellerini elde etmek isteyen Batılılar, çok dile getirilen bir Avrasya Gücü’nün önüne geçeceklerdir.

Rusya’nın yeni nesil atom bombası (aslında, yeni kitle imha silahı) geliştirmesi konusu derin ve birkaç yazıda incelenmesi gerekir.

Daha sonra bu konuya dönmek üzere, şimdilik şunu söyleyebiliriz.

Ertelenen Türkiye ziyaretini Aralık ayında gerçekleştireceği açıklanan Putin’in gezisi yeni provokasyonlara (kışkırtmalara) gebe gözüküyor.

OKUYUCULARIMA NOT:

Yeniçağ Gazetesi’nde yazmaya başladığım tarihten bu yana (26 Temmuz 2004) belirtmeyi unuttuğum bir konu var.

Pek çok okuyucum köşe yazılarımın bir kısmını kaçırdığını ve takip edemediğini söylüyor.

Hata bende.

Gecikmiş bilgiyi şimdi veriyorum.

Bu köşede her pazartesi yazım çıkıyor.

Hafta içi günlerde ise yazmıyorum.

Ancak, gündemdeki gelişmelere göre kimi zaman iki ya da üç yazı daha yazıyorum.

Bunların günü belli olmuyor.

Bu vesileyle siz değerli ve vefakâr okuyucu-izleyicilerime en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Kaynak : Hulki CEVİZOĞLU - 21.11.2004 -
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazar.asp?id=13&altid=815