Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

HULKİ CEVİZOĞLU

 

ŞEREF SALONUNDAN BÖLÜCÜLÜĞE!

Avrupa Birliği''nin Türkiye''nin üyeliğine ilişkin 17 Aralık''ta vereceği "tarihi"(!) karar günü yaklaşırken, Zana''ların Avrupa gazetelerine verdikleri ilan ortalığı karıştırdı!.. Niye karıştırdıysa?..

Hep söylüyor ve yazıyorum: Türkiye''de çok uzun yıllardır politikacılar şaşırma numarası yapıyorlar!..

Şimdi bu numaraya bazı basın organları da katıldılar.

Oysa, gerçekler gün gibi ortada.

Türkiye''yi -çeşitli isimler altında- bölmek isteyenler, yıllardır niyetlerini açıkça ifade ediyorlar.

Bizimkiler ise anlamazlıktan geliyorlar.

Ya kulaklarının üstüne yatıyorlar, ya da duymak istedikleri gibi yorumluyorlar.

Unutanlar için arşivler ortada.

Siz verdikçe onlar daha fazlasını isteyecekler.

Çünkü, Osmanlı tarihi de Cumhuriyet tarihi de gösteriyor ki, düşmanın hedefi bu ülkeyi, bu milleti parçalamak. Ama gaflet her dönemde mevcut.

Hatta, ilk yaratılıştan bu yana var olageliyor.

ŞEREF SALONUNDAN ÇIKTI, BÖLÜCÜLÜKLE GİRDİ ...

Leyla Zana''nın, 11 Ekim 2004 tarihinde devletimizin verdiği "diplomatik pasaportla" İstanbul Atatürk Havaalanı''nın VİP yani "şeref salonunundan" yurt dışına çıkışına izin verildi.

Avrupa''nın verdiği sözde barış ödülünü almaya gidiyordu.

Avrupa Parlamentosu kendisine "Shakarov Düşünce Özgürlüğü" Ödülü verecekti.

"Vatana ihanet" suçuyla hapis cezasına çarptırılan Leyla Zana ve arkadaşları, PKK''ya yıllarca maddi ve manevi destek veren medenî(!) Avrupa tarafından barış(!) ödülü ile ödüllendiriliyordu.

Zana''nın "şeref" salonundan çıkışından bir gün sonraki Türk gazetelerinin bir kısmı şöyle yorum yapıyordu: "Zana Kriteri Tamam!" İçeriden de destek gören Zana, çok kısa süre içinde -görmeyen gözlere- bir kez daha "kendi kriterini" gösterdi.

Aldığı "düşünce özgürlüğü" ödülünü de hak ettiğini gösterdi.

Çünkü, Avrupa gazetelerine verdiği ve 200 imzalı ilanlarda "düşüncesini" açıklıyordu: "Otonomi istiyoruz!" Yani, federasyon; yani, bölünme: yani özerklik istiyordu...

Al sana düşünce, al sana şeref salonu ve al sana AB kriteri diyordu...

"LOZAN KÜRDİSTAN''I BÖLDÜ!..."

Sonra buna birileri şaştı.

Herhalde Leyla''larından böyle bir şey beklemiyorlardı, Zana kötü şey yapmazdı onlara göre!..

Yıllardır sürdürülen "sağır ve kör iyimserlik" devam ediyordu.

9 Haziran 2004''te tahliye edilen (ama davası süren, yani ikinci kez yargılanmalarında da beraat etmeyen) Zana ve arkadaşları, "kaldıkları yerden devam edeceklerini" söylüyorlardı.

Nerde kalmışlardı? "1991 ruhu"nda!..

1991 ruhu neydi? Bağımsız Kürt Devleti kurmak!..

Şimdi AB''nin Türkiye hakkında vereceği kritik(!) karar öncesi, Avrupa gazetelerine verdikleri "federasyon isteyen" ilanlarının tepki çekmesi üzerine "biz öyle demek istemedik" demeye çalıştılar.

Peki ne demek istemişlerdi? Bakalım. Zana''nın arkadaşlarından Hatip Dicle, 1991''de SHP milletvekili iken Belçika''nın Le Libre Belgigue gazetesine, "bağımsız bir Kürt Devleti kuracaklarını" açıklıyordu: "Ben ve 21 arkadaşım, her an ölüm cezasına çarptırılabiliriz.

Türkiye Parlamentosu''ndayız ama parlamentoda demokratik tartışma ortamı yoktur.

Alternatif yok.

Silahlı gerillayı desteklemek zorundayız." Ona göre, Lozan Anlaşması "Kürdistan''ı bölmüştü!" (Bakınız, "Ya Sev Ya Sevr" adlı kitabımız, sayfa 41.) Bakalım bu "kör ve sağır iyimserlik" nereye kadar gidecek?..

NOT:

1- Geçen hafta sonu Flash Televizyonu''nda başlayan Ceviz Kabuğu programımız için, yayın sırasında ve sonrasında gösterdikleri büyük teveccüh için tüm izleyici ve okurlarıma candan teşekkür ediyorum.

2- Bu arada, Pazartesi günkü yazılarımı bundan sonra Salı günleri yazacağımı da duyurmak istiyorum.

 

Kaynak : Hulki CEVİZOĞLU - 14.12.2004 -
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazar.asp?id=13&altid=1113