Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

HULKİ CEVİZOĞLU

 

TÜRKİYE İÇİN KRİTİK YIL: 2005

Televizyon programları, halkımızın nabzını tutma açısından önemli birer gösterge.

Bunu söylerken rating denen -tümüyle bilimsellikten uzak- ölçüm sistemi ve sonuçlarını kastetmiyorum. Bir gazeteci-yapımcı olarak program sırasında ve sonrasında size gelen, ve çok içten yazıldığı belli olan mesajları kastediyorum.

Bu ülke için kendisini feda edecek sayısız insanımızın olduğunu görmek büyük mutluluk oluyor. Bunların sesi, bugünün kitle iletişim aralarında yeterince duyulmasa da; hatta, tam tersine "artık ülkesi için kendisini feda edecek insanlar yok oldu, milliyetçilik-ulusalcılık değil küreselcilik geçerli" propagandası yapılsa da, gerçekler tam tersi.

MÜCADELE AZMİNİN ATEŞLEYİCİLERİ.

Bu durum, sade vatandaşlarımız için değil, kimi önemli noktalardaki pek çok yetkili için de doğru. Umutların tükendiği sanılan noktada, bu gerçekleri görmek, zaten var olan gerçeği fark etmek; insanı umutlandırıyor, mücadele azmini ateşliyor. Türkiye üzerinde uygulanan "psikolojik savaşın" hedefindeki kitlelerde bir umutsuzluk yaratmak, sonucunda da her yönden "teslimiyete" götürmek; ve bunu da "zafer!" gibi göstermek bilinen yöntemler. Ama, ne kadar bilinirse bilinsin, hedeftekilerin bu saldırıdan kurtulmaları her zaman kolay olmuyor.

Çünkü, "bilmek, her zaman, o işin olmayacağı anlamına gelmiyor.".

"Bilinen" tehlikeyi önlemenin yolu "tedbir" almakla mümkün.

Bugün bunun ne kadar yapıldığı, bilinen tehlikelere karşı gerekli ve yeterli tedbirlerin alınıp alınmadığı büyük bir tartışma konusu.

DOST (!) ÜLKELERİN YAPTIKLARI...

Bu tehlikeler, size "dost" gözüken "yakınınızdakilerden" de gelebiliyor.

Ülkemizin Şzîken ve Şkren komşusu olan birçok ülkenin, özellikle PKK terörünü nasıl büyütüp, besleyip, destekleyip bugüne getirdikleri ortada. Hani bir yabancı düşünürün sözü var: "Tanrı beni dostlarımdan korusun, ben düşmanlarımla baş ederim." Bugün de, Türkiye''ye Avrupa Birliği ya da Büyük Ortadoğu projeleri ile yaklaşan "dost ülkelerin"(!), tarih boyunca bıkmadan, usanmadan Türkiye''yi denetim altında tutmak için başvurmadığı yol kalmadı.

Suikastler dahil. Eski Jandarma Genel Komutanlarından Orgeneral Eşref Bitlis başta olmak üzere, pek çok gazeteci ve aydınımızın (nedense hepsi de Atatürkçü olmak üzere) katledilmelerinin günahı da bu "dost" bilinen "düşmanlarda." Kafalarını paranoyaya takmış birtakım "nevrotik Sindrellalar" ne yaparsa yapsın, gerçekleri ne kadar saklarlarla saklasın, Türkiye yakında bir güneş gibi doğacaktır!...

 

Kaynak : Hulki CEVİZOĞLU - 15.02.2005 -
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazar.asp?id=13&altid=2035