Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

HASAN PULUR

 

BARİ RUHLARINI RAHAT BIRAKALIM...

DEVLET hukukunda pek sık kullanılan bir deyim vardır, "Mütekabiliyet esastır" derler, yani devletler tutum ve davranışlarını birbirlerine uygun, karşılıklı eşitlik içinde düzenlerler.

Hukuk, dünyanın her yerinde her zaman güçlünün yanında olduğu ve güçlü ne isterse kabul edildiği için, bu esas da kâğıt üzerinde vardır.

İşte Birleşmiş Milletler'in hali...

İsrail'in Lübnan'a saldırısında, dört BM görevlisi ölüyor, Güvenlik Konseyi bunu dahi kınayamıyor, ayıptır diyemiyor...

Hele bir desin, sıkı mı?

***

İSRAİL'in arkasında, Amerika gibi bir amcası var.

Diyelim, ya bunu bir başka devlet yapsaydı, mesela Türkiye, Kuzey Irak'ı bombalarken, dört BM askerini öldürseydi, ne olurdu?

Arkasında amcası olmadığına göre, siz olacakları düşünün...

Hem bunlar hayal, bilgisayar, kurgu-bilim senaryoları...

Kim kime ateş ediyor da, kim kimin askerini öldürüyor da...

Askerlerinin başına çuval geçirilerek kaçırılan bir ülkeye ABD elçisi yasak koyar:

"Kuzey Irak'a geçemezsiniz!

Bakmayın siz, Başbakan Erdoğan'ın atıp tutmalarına, "Biz elçiden emir almayız!" diye kabarmasına...

Yüreğimiz yanarak, utanarak, bu zilleti yaşayarak, Sayın Başbakan'a "Hiçbir şey yapamazsın!" diyoruz.

***

O beğenmediğiniz Ecevit hükümeti 1973'te ortağı MSP ile birlikte, Kıbrıs'a çıkarma yapmıştır, adanın kuzeyini ele geçirmiştir.

"Evet ama, Amerika destekliyordu!"

Doğru, ama bu da bir başarı değil mi?

O gün Türkiye'yi destekleyen Amerika, bugün "Kuzey Irak'a girip PKK'nın kılına dokunamazsın!" diyor, askerlerinin başına çuval geçirilerek kaçırılan Türkiye, sesini çıkaramıyor.

Çıkarırsa ne olacak?

Biz yıllar önce "bağımsızlık" derken "Bu bağımsızlığın Allah belasını versin!" diyenlerin peşine takılanların hazin akıbetidir bu...

***

ANKARA'da Amerikan ve İsrail elçilikleri, bulundukları sokakları terör endişesiyle trafiğe kapatmışlar.

Peki kimden izin almışlar?

Ne izni?

Peki, İsrail'deki Türk elçiliği ile Amerika'daki Türk elçiliği bulundukları sokakları aynı şekilde, aynı gerekçeyle trafiği kapatabilirler mi?

İşte "mütekabiliyet" budur, gerisi boş laftır.

***

ALLAH hepsine rahmet eylesin, şehit görmediğimiz gün yok, adeta Mehmet Akif'in Çanakkale Destanı'ndaki "Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda" dediği günleri yaşıyoruz.

Her gün tören, her gün nutuk, her gün televizyon başında insanın hıçkırıklarını boğazlarında düğümleyen görüntüler.

Ve bitmez tükenmez slogan:

"Şehitler ölmez, vatan bölünmez."

Gelin bu slogandan vazgeçelim, şehitlerin ruhlarını muazzep ediyoruz.

Bari ruhlarını rahat bırakalım, dirilerine sahip çıkamadık, ölülerine acı çektirmeyelim.

 

Milliyet Gazetesi - 31/07/2006 tarihli makalesi.