Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

EROL MANİSALI

 

YA AVRUPA BİRLİĞİ YA TÜRKİYE...

- Ya Kıbrıs ya Avrupa Birliği

- Ya Ege ya Avrupa Birliği

- Ya Ermeni tasarılarına ''evet'' ya Avrupa Birliği

- Ya Fener Devleti ya Avrupa Birliği

- Ya Güneydoğu ya Avrupa Birliği

- Ya Pontus Devleti ya Avrupa Birliği

- Ya Atatürk ya Avrupa Birliği

- Ya Lozan ya Avrupa Birliği

Ya da,

- Ya Türkiye ya Avrupa Birliği

Türkiye yol ayrımında, herkes seçimini yapmak zorunda. Avrupa, ''Seni içime almam; seni Sevr'e götürüp himayem altına alabilirim'' diyor.

ABD'nin Irak'a silahla yaptığını, AB Türkiye'ye ''işbirlikçilerle'' anlaşarak yapmak istiyor.

Şimdilerde işbirlikçiler, Simitis 'le anlaşıp, ''Ya Kıbrıs ya AB, ya Ege ya AB'' diye başlıyorlar. Gerisini söylemeye dilleri varmıyor. 70 milyon uyanmasın, ''Sessiz Darbe'' yi anlamasın diye. Aynen Alman Dışişleri Bakanı Fischer 'in dediği gibi: ''Önce uyutalım, sonra unutalım'' .

Fischer'in ağzından kaçırması gibi Simitis de Kıbrıs'ta ağzından kaçırıvermiş; ''Amacımıza ulaştık, Enosis elde edildi'' deyivermiş. Simitis haklı, Kıbrıs'ın güneyini Yunanistan'a resmen ilhak ettiler, AB marifetiyle.

Türkiye yol ayrımında

Evet, Türkiye bir yol ayrımına gelmiştir. Ya gerçekleri görüp gerekenleri yapacağız ya da hiçbir şey yokmuş gibi, Türkiye'yi tek taraflı bağlayan bir azınlığın ülkeyi Sevr'e götürmesine seyirci kalacağız.

Son on yılın gelişmelerini iyi anlamamız, iyi görmemiz gerekiyor. Türkiye Soğuk Savaş sonrasında, ''içine alınmadığı AB tarafından iktisadi ve siyasi olarak sömürülmektedir'' . On dokuzuncu yüzyılda Osmanlı'ya uygulanan Avrupa politikası, içimizdeki işbirlikçilerle tekrar ettirilmektedir.

Yukarıda sıraladıklarım hayal ürünü değildir. Bunlar, ya Avrupa Parlamentosu'nun kararlarında ya da Türkiye ilerleme raporlarında yer almış belgelerdir.

AB Türkiye'yi, ''tek taraflı bağlayarak kıstırdığı bir yapı içinde sömürmektedir'' . Türkiye'nin bugün AB ile içinde bulunduğu ilişki düzeninde;

- Karşılıklılık ilkesi yoktur, sistem tek taraflı çalışmaktadır.

- Bu bozuk yapı, ''giderek daha da kemikleşmekte, Türkiye'yi yarın içinden hiç çıkamayacağı bir noktaya sürüklemektedir."

- Ulusal sanayiden dış politikaya kadar her şey, yavaş yavaş AB'nin tekeline girmektedir.

- Bu tek yanlı yapılanma, ''tamamen antidemokratiktir'' . Diğer adayların bu tür bir ilişki düzeni olmamıştır.

- Bu yapı sadece dış siyasi konularda değil, iç ekonomik yapıda da bir felaketi getirmektedir.

İç ekonomi, çokuluslu şirketlerin tekeline girmektedir. İşsizlik artmakta, tarım çökmektedir; bütün bunlar, tek taraflı bağlanmanın bir sonucudur.

Dar ama etkili bir çevre medyada, bürokraside, iç siyasette ''bu tek yanlı bağımlılığın misyonunu üstlenmiş bulunuyor'' .

70 milyon insan bu dar çevrenin etkisini ortadan kaldırmak zorundadır. Aslında sorun Kıbrıs'ın, Ege'nin ve diğerlerinin verilmesi meselesi değildir.

Esas mesele, ''ya Türkiye ya işbirlikçiler'' meselesidir. 70 milyon insan dar bir işbirlikçi gruba teslim mi olacaktır? Yoksa, bunları tasfiye etme iradesini ve gücünü mü gösterecektir?

Bütün mesele bunda; olmak ya da olmamak...

 

Kaynak :
Cumhuriyet - 21/04/2003 tarihli makalesi.
http://www.ataturquie.asso.fr/informations_europe_turquie030421.htm