Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

MÜMTAZ SOYSAL

 

'Q, X, W' TEPKİSİ

AVRUPA BİRLİĞİ 'nin görevlileri sanki özel bir çaba içindelermiş gibi geliyor insana: Türklerden öyle şeyler isteyelim, öyle koşullar ileri sürelim ki, sonunda öfkeyle patlar ve ''Allah belânızı versin, üyeliğinizi alın da başınıza çalın!'' deyip yakamızı bırakırlar diye düşünüyorlardır herhalde. Bunca oyun, bunca kıvırma, bunca ıvır zıvır koşul ancak böyle bir düşünce varsa olabilir.

Belki, kabahat yine bizde. Öyle tebelleş olmaktayız, öyle musallatız ve vermek istedikleri mesajları anlamak istemeyişte öyle ısrarlıyız ki, ancak bizi bezdirmek ve kızdırmakla bizden kurtulabileceklerini düşünüyor olabilirler.

Çare, acaba dadanmakta ısrar mıdır? Yoksa, üyelik konusunu ''müstağni'' tavırla ele alarak, yani fazla önemsemeyip soruna gözü tok bir tutumla kendi işimize bakarak mı yaklaşmak? Çünkü, ne kadar önemsersek önemseyelim ve ne türlü ödün verirsek verelim, tam üyelik için başkalarından çok daha uzun süre uğraştıracakları ve her şeyi burnumuzdan getirecekleri kesin. Bunun yerine, onlarla vakit kaybetmektense, aynı sürede içimizi ve Kıbrıs'ın kuzeyini kendi hesaplarımıza göre düzeltip doğru dürüst bir görüntü yaratmak belki aynı amaca varmanın daha akıllıca bir yolu olabilir.

Belli ki, üzerlerine düştükçe daha fazlasını isteyecekler. Süngüsü düşmüş, dişi tırnağı sökülmüş, boynu bükük bir Türkiye yaratıncaya kadar.

Üstelik, saçmalayarak ve bizi de saçmalıklara sürükleyerek.

Bize ilişkin her konudaki cahilliklerini sergileye sergileye.

Şu ''q'' konusuna bakın. Bilmezler ki, Türkçeye Arapçadan geçmiş sözcüklerin hepsi, asıllarında ''kaf'' la, ''kef'' le, hatta ''gayın'' la da yazılsalar, bizde hep ''k'' yle yazılır ve sözcüklerin aslını bilenler, o harfi gördüklerinde gereken doğru sesi de çıkarırlar. Üstelik, Anadolu'nun bazı köşelerinde ''k'' li Türkçe sözcükler için çıkarılan 'ka' sesi onların ''q'' sünden pek farklı değildir. Yine bilmezler ki, Türkçenin ''v'' si Arapçanın ''vav'' ı gibidir ve Batılıların ''v'' sinden farklı olarak, alt dudağı dişlerle ısırarak değil, onların ''w'' sini andırırcasına dudaklar ısırılmadan söylenir.

Bilmezler ki, Türkçede her ünsüz harfin tek bir sesi vardır ve ''x'' harfinin iki sesi de ''ks'' yazılarak karşılanır. Onlar ''taxi'' yazar, biz ''taksi'' .

Dolayısıyla, Kürt asıllı vatandaşlarımız adlarını kaç kişinin ne kadar zamandır kullandığı bilinmeyen bir Kürt alfabesiyle yazamayıştan yakındıklarında, AB'lilerin onlara söylemeleri gereken çok basittir: ''Adlarınızı vatandaşı olduğunuz devletin alfabesiyle yazabildiğiniz kadar yazın, dilinize uygun geldiği biçimde okuyun!''

Başka türlüsü dünyanın hiçbir devletinde görülmemiştir ve dünyada hiçbir devletten de böylesine saçma bir şey istenmemiştir.

 

Kaynak :
Cumhuriyet - 08/11/2003 tarihli makalesi.
http://www.ataturquie.asso.fr/info_et_031108_1.htm