Yazdır E-posta

ATATÜRK MARKSİST MİYDİ?

 

"Atatürk sosyalist değildi, doğru... Kemalizm ve Marksizm çok ayrı kavramlardır; bu da doğru... Bunların yanında bir başka doğru daha vardır: O da Atatürkçülüğün "McCartizm" demek olmadığıdır."

( Uğur Mumcu )

 

Günümüzde Atatürk'ün Marxist bir düşünceye sahip olduğunu savunanlar hala vardır. Ama Atatürk ne Marxist, ne Komünist, ne de Faşist idi. Atatürk'ün bu ideolojilere sıcak bakmamasını ve bu görüşlerin Türk Halkı için hiç de uygun olmadığını biliyordu. Bunu anlamak için sadece Atatürk'ün İlkelerini iyi anlamak gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle Atatürk'ü marxist veya faşist olmakla suçlayan kişiler, Atatürk'ü ya kendi görüşlerini benimseyen bir lider olarak görmektedirler, ya da tamamen Atatürk'ün Türk Halkı'na yaptıklarını görmezden gelerek kendi geri kalmış düşüncelerini halkımıza kabul ettirmek için, aciz davranışlarda bulunarak Atatürk'ü karalamaya çalışmaktadırlar. Her ne kadar uğraşsalar da bunu başaramamışlardır.

 

Atatürk Halkçılık İlkesi'nde, "ayrıcalıksız, sınıfsız" bir toplum öngörüyordu. Fakat bu, toplumsal sınıfları kaldırmayı amaçlayan Marxist anlayışı yansıtmıyordu. Kurtuluş Savaşı Türkiyesi'nde marxist anlamda bir "egemen sınıfı" ve işçi sınıfı bulunmadığı varsayımından hareket etmekteydi. Öyleyse varolmayan bir sınıf çatışması ve ayrıcalıklı toplum kesimleri yaratılmamalıydı. Ekonomik gelişmeyi sağlamak için toplumdaki tüm olanaklar değerlendirilmeye çalışılırken, bu beklentiye ters düşen bir durumun doğması, Kemalizm'in bir temel özelliğinin gözden kaçmasına neden olmamalıdır. "Atatürkçülük, herhangi bir sınıfın egemeliğini reddeden, ılımlı toplumculuğu öngören, hertürlü sömürüye karşı bir dünya görüşüdür. Atatürkçü halkçılık, yönetimde, siyasada, kalkınmada, gelirlerin dağılımında, devlet ve ulus olanaklarının kullanılmasında halk yararının gözetilmesini amaçlar."

 

"Türkiye'de bolşeviklik olmayacaktır. Çünkü Türk hükümetinin ilk amacı halka özgürlük ve mutluluk vermektir." ( Mustafa Kemal Atatürk )


"Mustafa Kemal Paşa tabii ki sosyalist değildir. Ama görülüyor ki iyi bir teşkilatçı... Kabiliyietli bir lider, milli burjuva ihtilalini yönetiyor. İlerici akıllı bir devlet adamı. Bizim sosyalist devrimimizin önemini anlamış olup, Sovyet Rusya'ya karşı olumlu davranıyor. O, istilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçıları ile birlikte silip süpüreceğine inanıyorum. Halkın ona inandığını söylüyorlar; ona, yani Türk halkına yardım etmemiz gerekir. Türk hükümetine, Türk halkına saygı gösteriniz. Büyüklük taslamayınız. Onların işine karışmayınız... Kendimiz fakir olduğumuz halde Türkiye'ye yardımda bulunabiliriz. Bunu yapmamız gereklidir. Moral yardımı, yakınlık, dostluk, üç kat değeri olan bir yardımdır. Böylece Türk halkı yalnız olmadığını hissetmiş olacaktır." ( Lenin'in Türkiye'ye gönderilen ilk Sovyet büyükelçisi olan Aralof'a söylediklerinden... )

 

***

 

"Atatürk'e aitmiş gibi gösterilek sağa sola asılmış olan şu tümceyle hemen hepimiz karşılaşmışızdır: 'Şurası muhakkaktır ki Türk aleminin en büyük düşmanı komünistliktir; her görüldüğü yerde ezilmelidir.' 12 Mart öncesi dönemin Çetin Altan'ı bu konuya önem vermiş; bu sözün doğruluğunu kanıtlayacak bir kaynak aramış, bulamamıştır. Bu arada, bu sözün yazımında uygulanan el yazısının Atatürk'e ait olmadığı da Çetin Altan'ın dikkatini çekmiş; İsveç'te kaligrafi konusunda uzman ve uluslararası düzeyde bilirkişi niteliği taşıyan bir kuruluşa yaptırdığı inceleme sonucunda, yazının Atatürk'e ait olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, uydurma olduğu ortaya çıkmıştır.

 

(...)

 

Bir başka tahrifat örneğini de Fethi Naci yakalamıştır. Bu tahrifatı yapan Behçet Kemal Çağlar'dır. Atatürk'ün söylevlerini bugünkü dile aktaran ünlü ozan, Atatürk'ün Kemalizm ile Bolşevizm arasında paralellikler kuran bir açıklamasını , özgün metinde olmayan sözcükler katarak ve "amele sınıfı" yerine "işçiler" sözcüğünü koymak gibi değişiklikler yaparak açık ve kaba bir biçimde anlam değişikliğine uğratmıştır. (Attilâ İlhan, Hangi Atatürk, 3. Baskı, Bilgi Yay., S. 134-135, Ankara, 1996)

 

Kaynak: (Sosyalizm, Kemalizm ve Din; Alpaslan Işıklı, 3. Baskı, İmge Kitabevi, S. 112-113)