Yazdır E-posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfMükemmel 

MİLLİ MÜCADELEDE İSTANBUL ve ANADOLU FETVALARI

 

 

"Millî Mücadelede din ve din adamlarının iki zıt şekilde dâvaya karışmasını gösteren bu fetvaları, kendilerine has üslûba dokunmadan Türkçeleştirerek okuyuculara sunmak isteriz." [ 1 ]

 

İSTANBUL FETVASI

ANADOLU FETVASI

 

- İSTANBUL FETVASI -

 

Sultan Vahidettin'in bir "Hatt-ı Hümayun"u ve hükûmetin bir bildirisi ile birlikte 5 Nisan 1920 günü yayınlanıp dağıtılan ve Şeyhülislâm'ın imzasını taşıyan "Fetvây-i Şerife" aynen şöyledir:



"Dünya nizamının sebebi olan İslâm halifesi ( Yüce Tanrı onun hilâfetini kıyamet gününe kadar sürdürsün ) hazretlerinin idaresi altında bulunan İslâm beldelerinde bazı şerir şahıslar aralarında birleşip ve kendilerine reisler seçerek padişahın sadık teb'asını hileler ve tevrizler ile kandırmaya ve yoldan çıkarmaya, padişahın yüksek emirleri olmadan ahaliden asker toplamaya kalkışıp, görünüşte, görünüşte askerî iaşe ve teçhiz bahanesiyle ve gerçekte mal toplama sevdasıyla kutsal şeriata ve padişahın emirlerine aykırı olarak bir takım salma ve vergiler kesip, çeşitli baskı ve işkencelerle halkın mallarını ve eşyalarını yağmalamak ve bu yoldan Tanrı'nın kullarına zulmedegelmeye ve suçlar işlemeye, memleketin bazı köyleri ve bölgelerine hücum ile tahrip, yerle bir etmek, padişahın sadık teb'alarından nice masum kimseleri katl ve masum kanlarını döktükleri, müminlerin emîri olan padişah emrinde bulunan bazı dinî, askerî ve mülkî memurları kendi başlarına azil ve kendi hempalarını tâyin, hilâfet merkezi ile memleketin ulaştırma ve haberleşme yollarını kesmek, devletçe gönderilen emirlerin yapılmasını yasaklamak, hükûmet merkezini diğer bölgelerden ayırmak suretiyle halifelik otoritesini kırmak ve zayıflatmak maksadıyla yüksek halifelik makamına ihanet etmek suretiyle imama ( padişaha ) itaatten dışarı düşmekle, "Devleti âliyye"nin nizam ve düzenlerini, memleketin asayişini bozmak için yalanlar yaymak ile halkı fitneye sevke sebep ve fesada gayret etmekte oldukları açıklanmış ve gerçekleşmiş olan adı geçen reisleri ile avaneleri ve onlara bağlı olan kimseler eşkiya mertebesinde bulunup, dağılmaları hakkında gönderilmiş bulunan yüksek emirlerden sonra hâlâ inat ve fesatlarında direnirler ise adı geçen kimselerin kötülüklerinden memleketi temizlemek ve zararlarından halkı kurtarmak vacip olup "Fe-katilû elletî tebga hattâ tefaa ilâ emerillah" âyeti kerimesi gereğince katilleri ve gerekirse kitle hâlinde öldürülmeleri meşrû ve farz olunur mu? Beyan buyrula.


Cevabı budur: Gerçeği Tanrı bilir ki, olur.

Dûrrî Zâde Es - Seyyid Abdullah
tarafından yazıldı

 

Böylece padişahın ülkesinde savaş kudretleri bulunan müslümanların âdil halifemiz ve imamımız Sultan Mehmet Vahidettin Han Hazretlerinin çevresi etrafında toplanıp bunlarla çarpışmak için yapılan dâvet ve emirlere koşup, adı geçen eşkiya ile savaşları vacip olur mu? Beyan buyrula.
Cevabı budur: Gerçeği Tanrı bilir ki, olur.


Dûrrî Zâde Es - Seyyid Abdullah
tarafından yazıldı

 

Bu suretle Halife Hazretleri tarafından adı geçen eşkiya ile çarpışmak için tâyin olunan askerler çarpışmaktan kaçınır ve firar eylerlerse büyük günahâ girip ve âsi olup, dünyada şiddetle cezaya ve âhirete acıklı azaplara hak kazanmış olurlar mı? Beyan buyrula.
Cevabı budur: Gerçeğ Tanrı bilir ki, olurlar.


Dûrrî Zâde Es - Seyyid Abdullah
tarafından yazıldı

 

Bu suretle halifenin askerlerinden olup da eşkiyayı katledenler gazi ve eşkiya tarafından katlonulanlar şehit ve şefaata nail olurlar mı? Beyan buyrula.
Cevabı budur: Gerçeğ Tanrı bilir ki, olurlar.

 

Dûrrî Zâde Es - Seyyid Abdullah
tarafından yazıldı

 

Bu suretle eşkiya ile muharebe hakkında çıkarılmış olan padişahın emirlerine itaat etmeyen müslümanlar âsi ve şer'en cezalandırılmaya hak kaznmış olurlar mı? Beyan buyrula.
Cevabı budur: Gerçeği Tanrı bilir ki, olurlar.

Dûrrî Zâde Es - Seyyid Abdullah
tarafından yazıldı

 

[ Sayfa Başı ]

 

- ANADOLU FETVASI -

 

İstanbul, bu fetvayı çeşitli yollardan Anadolu'nun her yerine dağıtmaya, Ankara da bunu önlemeye çalışıyordu. Silaha, aynı silahla mukabele etmek gerektiğinden, başta Ankara Müftüsü Rıfat ( Börekçi ) Efendi olduğu halde, 153 müftünün imzasını taşıyan, sureti fetva hazırlanıp yayıldı:



"Dünyanın nizamının sebebi olan islâm halifesi hazretlerinin halifelik makamı ve saltanat yeri olan İstanbul, müminlerin emîrinin ( padişahın ) varlığının sebebine aykırı olarak, İslâmların düşmanları olan düşman devletler tarafından fiilen işgal edilerek İslâm askerleri silahlarından uzaklaştırıp, bazıları haksız olarak katl ve hilâfet yerinin korunmasına yarayan bütün istihkâmlar, kale ve diğer harp vasıtaları zaptedilmiş, resmî işleri görmeye ve İslâm askerlerini teçhize memur olan Bâbıâli ve Harbiye Nezareti'ne el konularak, halifeyi milletin gerçek menfaatlerini hedef tutan tedbirler almaktan fiilen men ve örfi idare ilân ve divanı harpler kurmak suretiyle İngiliz kanunlarını tatbike, muhakeme etmek ve cezalandırmak suretiyle halifenin yargılama hakkına müdahale ve yine yüksek halifelik makamının maksatlarına aykırı olarak Osmanlı memleketi parçalarından İzmir ve Adana ve Maraş ve Ayıntap ve Urfa bölgelerinde düşmanlar tarafından tecâvüz edilerek gayri müslim teb'a ile birleşip İslâmları katliâm ve mallarını yağmalamak ve kadınlara tecâvüz ve İslâmın kutsal saydığı hususları tahkir eder olduklarından açıklandığı veçhile hareket ve esirliğe mâruz kalmış bulunan İslâm halifesinin kurtarılması için elden gelen gayreti sarfetmek bütün iman sahiplerine far olur mu? Beyan buyrula.

 

Cevabı budur: Gerçeği Tanrı bilir ki, olur.


Bu suretle meşru haklarını ve halifeliğin gasbedilmiş olan kudretini kurtarmak ve fiilen tecâvüze maruz kaldığı zikredilen memleketleri düşmandan temizlemek için mücadele eden ve savaşan İslâm halkı şeriatça eşkiya olurlar mı? Beyan buyrula.


Cevabı budur: Gerçeği Tanrı bilir ki, olmazlar.


Bu suretle düşmalara karşı açılan savaşta ölenler şehid, hayatta kalanlar gazi olurlar mı? Beyan buyrula.


Cevabı budur: Gerçeği Tanrı bilir ki, olurlar.


Bu suretle savaşan ve dinî vazifesini yerine getiren İslâm halkına karşı düşman tarafını tutarak İslâmlar arasında fitne çıkararak silâh kullanan Müslümanlar şeriatça günahların en büyüğünü işlemiş ve fesada yönelmiş olurlar mı? Beyan buyrula.


Cevabı budur: Gerçeği Tanrı bilir ki, olurlar.


Bu suretle düşman devletlerinin zorlamaları ve kandırmalarıyla olaylara ve gerçeklere aykırı olarak çıkarılmış bulunan fetvalar islâm halkı için şeriatça muteber olurlar mı? Beyan buyrula.


Cevabı budur: Gerçeği Tanrı bilir ki, olmaz."

 

Kaynak : [ 1 ] Sabahattin Selek - Anadolu İhtilâli, S. 80, 81, 82, 83.

[ Sayfa Başı ]